Perşembe, Kasım 08, 2012

Labrinth ft. Tinie Tempah - HAARP

Merhaba. Bu sefer kısa bir yazı olacak. Ama yine de büyük bir içeriği olduğunu düşünüyorum. Sorduğunuz sorular bana çokça fikir veriyor ve bildiklerimin hepsini anlatma hissi duyuyorum. O yüzden vakit kaybetmeyeceğim. Kafa yorduğunuz için teşekkürler, unutmayın aslında herkes ne yaparsa kendine yapar. İyi veya kötü.

Labrinth ve Tinie Tempah'ın "Earthquake" yani "Deprem" diye bir şarkısı var. Şarkının isminden konu hemen anlaşıldı değil mi? HAARP deprem makinesi.

İşte sözleri.

Ladies and gentlemen
This is something they call
A ground-breaker, breaker...
So let me first apologize
To the shirts and the ties
For your makeup

Beyler ve bayanlar
Bu şeyin adı
Yer-kırıcı, kırıcı
O yüzden öncelikle özür dilemeliyim
Gömlekleriniz ve kravatlarınız
Makyajınız için

 Burada direkt söze girmiş Labrinth. Yer kırıcı demiş HAARP makinesine. Çünkü zaten Haarp de yeraltı ile ilgilidir. Ya fay kırıkları oluştururlar ya da fay kırıklarını tetiklerler.

Cause I'll make you ugly
As soon as it drops
We're on a rampage
Bottles poppin' off
Before you know it
There's rubble and dust
Cause we be crashing it up
Somebody say, "You better run"

Çünkü sizi çirkinleştireceğim
Düşer düşmez
Bir tantana üzereyiz
Şişeler sallanıyor,
Sen her yerin moloz ve toz olacağını
Bilmeden önce.
 Çünkü biz parçalıyor olacağız
Birisi de desin ki "Canını seven kaçsın"

Pek de içten olmayan bir özür diliyor. Şimdi ben burada çok şey söylerim de ağzımı bozmak istemiyorum. Çirkinleştirecekmiş.

Bak, diyor ki sen her yerin moloz ve toz içerisinde kalacağını bilmeden önce biz tantana üzereyiz. Biz biliyoruz diyor yani. Bu bir eğlence şarkısı için derin bir mana sanıyorum. Canını seven kaçsın, kaçacak yer varsa.

Yeah!
I predict an earthquake up in here
Say yeah!
I predict an earthquake up in here
Cause we throw bombs on it, throw bombs on it
Just smash something, yeah mosh for me
Hey yeah!
We can make an earthquake up in here
So here we go, we go

Evet! Burada bir deprem tahmin ediyorum
Evet de! Burada bir deprem tahmin ediyorum
Çünkü üstüne bomba atıyoruz, bomba atıyoruz
Bir şeyleri parçala, çılgınca zıpla benim için
Hey evet! Burada bir deprem oluşturabiliriz
İşte başlıyoruz, başlıyoruz

Normalde depremler tahmin edilemez. Ancak bazı tahmin cihazları vardır, bunların çalışma yöntemi de yer altındaki tansiyonu ölçmek gibidir.Ve deprem vuku bulacağı esnada ancak deprem olacağını anlarsın. Tıpkı bir insanın kapıya yöneldiğinde kapıyı açacağını anlamak gibi. İşe yaramaz.

Ancak burada tahmin edebildiğini söylüyor. Bir senarist, filmin sonunu tahmin etse garip olmaz değil mi? Çünkü kendisi yazmıştır. Hah, aynısı işte. Bomba atmaktan bahsederken de diğer bombalamalardan bahsetmiş olabilir. Ya da fay hattı olmayan yerlerde çatlaklar açıp fay oluşturmak için yaptıklarından bahsetmiş olabilir. İkincisi daha muhtemel.

Başlıyoruz demesi de çok yakında daha büyüklerinin geleceğinin habercisi. Ama bu sizi korkutmasın, sadece korkumuz Allah'a olsun. Allah'tan hakkıyla korkan insan başkasından korkmaz.

Ladies and gentlemen
What you're about to witness
Is no illusion...
And now, we got the bass banging from here to Buckingham Palace
They're all moving
Hey Simon, we're fucking them up
Turning them Syco
Everybody rock
Let's bring the house down to rubble and dust
Cause we be crashing it up
Somebody say, "You better run"

Baylar ve bayanlar
Şahitlik etmek üzere olduğunuz şey
Bir illüzyon değildir
Ve şimdi, buradan Buckingham Sarayı'na kadar gümleyen baslarımız var
Hepsi hareket ediyor
Hey Simon, ağızlarına s*çıyoruz
Onları deliye döndürüyoruz
Herkes coşuyor
Hadi mekanı moloza ve toza verelim
Çünkü biz parçalıyor olacağız
Birisi de desin ki "Canını seven kaçsın"

Haarp, ne bir illüzyon ne de komplo teorisi*. Komplo teorisi, artık dilimizde bir kalıp halini aldı. Bu bilerek lugata yerleştirilmiştir. Boşuna değil. Komplo diye bir şeyin olabileceğini aklımıza soktular. İnanılması güç bir olay karşısında "eh, bu komplo boşversene" denilebilir bu çok önemli bir şey olsa bile. İnanmak konusu en çok oyun oynanılan konudur dikkat et. İster dini inanç olsun ister günlük bir olay olsun. Bazen birisi bir şey anlatıyor, karşısındaki de ona şöyle tepki veriyor, "ay inanmıyorum". Şarkısı bile var. Niye inanmıyorsun aslında mantıken düşünecek olursak saçma. Çünkü anlattığı olay diğeri inanmasa bile gerçek. İşte bunlar kasıtlı hile operasyonları, psikolojik savaşlardır.

Gümleyen baslar diyerek Haarp'in makinelerine atıfta bulunuyor bence. Hepsi çalışır halde. Sonra da küfür etmiş ve beyninin iğrenç bölümlerini gözümüzün önüne sermiş. Yok, biz almayalım Labrinth.

Burası da Tinie Tempah'ın verse'ü, hepsini değil işe yarar kısımlarını vereceğim:

Hey, yo Labrinth, this one's feeling like a straight 10 on the Richter scale, you know
Yeah, fire, fire
We about to set this place on fire
Without a match or lighter
 
Hey Labrinth, bu seferki Richter ölçeğinde rahat 10 şiddetindedir, biliyorsun
Evet, ateş, ateş
Burayı ateşe vermek üzereyiz
Kibrit ya da çakmak kullanmadan

İstedikleri büyüklükte bir deprem oluşturabilirler. Haarp, iyonosfere aşırı düzeyde sıcaklık gönderebilir. Bu nedenle atmosferde bir takım değişiklikler görülür. Fotoğrafla örnek vermeyeceğim çünkü zaten Haarp'i duymuş herkes illa ki örneklerini görmüştür az çok. Kibrit ya da çakmakla değil, Haarp'le yapılacak bu iş.

I predict riots, I predict chaos
I predict people, I predict aaahh!
Disturbing London, got the whole city panicking
I'll be Nostradamus, this my l-l-l-l Labrinth

İsyanlar tahmin ediyorum, kaos tahmin ediyorum
İnsanları tahmin ediyorum, aaahh tahmin ediyorum!
Londra'da karışıklık çıkarıyoruz, tüm şehir panikte
Ben Nostradamus olacağım, bu da Labrinth

İsyan, kaos zaten bu adamların nihai amacıdır. Yok edilmek istenilen kitle bölünür. Nasıl mı? Sağcı-solcu, dinci-kemalist, akp-chp, sünni-alevi, Kürt-Türk, bilmem ne bilmem ne... Sonra iki tarafın birbirine saldırması izlenir. En sonunda ise ikisi de safdışı kalır çünkü zayıflamışlardır. Sağcı ve solcu kendi görüşlerini unutarak sadece saldırganlığı düşünen bir birey haline gelir. İki taraftan birinin diğerine saldırması o kadar aptalcadır ki. Sonunda kazansan bile eline ne geçer? Bu dünyadaki hiçbir insan denk değil. Hep farklılıklarımız var zaten bunu göremiyor mular? Kadın-erkek, siyah-beyaz, köylü-şehirli ve gelenek ve dil farklılıkları. Zaten farklıyız. Bu normali, buna bir de görüş ayrılıkları katılırsa iş çığırından çıkar.

Hiçbir farklılık sorun olmamalı. Aslında farklılıkları sınıfları oluşturmaz, zenginliği oluşturur. Basit bir örnek; sadece beyaz peynir olsaydı diğer peynirlerin güzel tadını nasıl alabilirdik? Beyaz peynir de severim ama kaşar peynir de severim. İkisinden biri üstün de değil ki, ikisini de sevebilirsin.

Londra'dan bahsetmesi hakkında ise 2012 Olimpiyatları konusundaki spekülasyonları bir araştırın derim. Yukarıda da Buckingham sarayı'na dikkat çekmişti. İki kere Londra'dan bahsedip vurguluyor yani. Buradan deprem ve Olimpiyatlar ile ilgili bir yazıya ulaşabilirsiniz. Kısa da zaten.

Nostradamus da ünlü kehanetleriyle meşhurdur. Onun da Tinie'den farkı yok. Bildiği şeyi söylüyor, ileri görüşlü bir kahin oluyor.

Klipten biraz analiz yapayım.

R'nin üzerine yuvarlak olarak getirilmiş, tek gözü temsil ediyor. R harfine gelmesi de Ra'ya atıf olmuş.

Hemen sonrasında piramitler yükseliyor. Böylece piramit içindeki göz tamamlanmış oluyor.

Sol elinde boynuz hareketi.

Eli M şeklinde, bir masonik hareket  bu da. Tek gözünü kapatıyor ve o anda arkadaki bas tam o gözünün yerine geliyor.

Üçgen.

 Labrinth cübbe giyiyor. Bir ritüel gerçekleştiriliyor.

 Bir sürü Labrinth. Hepsi kendisi. Klipte baştan beri beyaz-siyah-kırmızı tema da mevcut. Yani masum insanlara şeytan'ın kötülüğünün isabet etmesi sonucu kan dökülmesi.

 Ortada bir manyetizma mı artık ne dersin bir şey var. Bu depremi sembolize etmiş olabilir, ölçüm cihazlarında da buna benzer çizgiler olur çünkü. Göz gibi de ayrıca.

Ortadaki sunak temsili şeyden Tinie Tempah çıkıyor. Capste tam belli olmuyor ama üçgen yapıyor eliyle.

Üstünde ateşler falan. Tam bir ritüel gösteriliyor.

Yine Ra'nın R harfine vurgular.


* Komplo teorisi hakkında da bir-iki şey söylemek istiyorum. Illuminati kartlarında bu konu da işlenmiş.

Başlıkta 'komplo teorisyenleri' yazıyor. Yani bu kalıp direkt olarak dillere sokulmuş. Aslında İngilizce ama Türkçe'ye de aynen geçmiş değil mi? Ayrıca komplo teorisyenlerinin güçsüz olduğu yazıyor kartta. Evet belki teorisyenler güçsüzdür ama biz teorisyen değiliz. Var olan şeyleri söylüyoruz, inanın bizden korkuyorlar. Kafir korkaktır. Öyle olmasa özel olarak kart yapmazlardı. Korkmadığın kişiyi takmazsın ama onlar bundan bahsetmişler. Her şeyi ince düşünüyorlar çünkü düzenleri çürük bir sisteme dayanıyor. Başarsalar bile (ki başaramazlar) yıkılacak.

Başlık paranoyaklar. Bu paranoyaklık kelimesi de özellikle kullanılır. Doğruyu söyleyeni köyden kovamadıkları için deli ilan ediyorlar. Kartta şöyle yazıyor, "Paranoyaklar bir atağı ya da suikastı müdafaa etmek için tüm gücünü temin ederler. (Felaketler hariç) Onlar yalnızdır, Gizli Üstadlar hariç. Onlar aslında neyin olup bittiğini anlayabilenlerdir. Yine de bu grup hiçbir inisiyatif kullanmaz."

Halkı galeyana getirip istediklerini elde ettiklerini açıkça beyan etmişler. Müthiş bir kart. Çünkü dürüstçe yazılmış. Katilin kurban üzerinde bir mektup bırakması gibi bir şey olsa gerek. Şu Gizli Üstadlar bölümü çok önemli. Üstüne basa basa vurguluyorum. Zannetme ki herkes göründüğü gibi. Aramızda çok casuslar var. Farkına varmaman onların olmadığı anlamına gelmez. Çaktırmadan olayı yönlendirirler. Ve son olarak, bu grup aslından çok ses çıkarır ama hiçbir şey yaptığı yoktur.

Tıpkı Hrant Dink suikastinde olduğu gibi. İnsanlar sokağa döküldüler hepimiz ermeniyiz diyerek. Hrant'ı savunabilirsin ama Ermeniyim demek onların ekmeğine yağ sürmekten fazlası değildir. Bak kartı dikkatlice oku, "atak ya da suikast" diyor. Hrant Dink de bir suikasta kurban gitti. Gidişat yazılmış işte. Parantezde "felaketler hariç" yazıyor. Buna da örnek şu olur, Japonya'da ya da Van'da yapılan suni depremlere halk baş kaldırdı mı? Sokağa dökülüp "Hepimiz Japonuz, Vanlıyız" dediler mi? Hrant bir kişiydi, peki ölen Vanlılar ve Japonlar kaç kişiydi?

Bu spekülasyonlar hızla yayılsın diye Twitter gibi sosyal medyada şok dalgaları oluşturuldu. O tt'lerle de oynanıyor, bunu bilin. Twitter'ın çalışanları kendileri ayıklayıp koyuyorlar oraya istediklerini. Kimse iyiliğine sana iletişim aracı sunmaz. Telefona bile ne kadar para veriyorsun ama dünyada asla ulaşamayacağın kişilere beleş ulaşıyorsun. Bunun ücreti de düşünce tarzın. Değiştiriliyor çünkü. Ve asla senin lehine olmaz. Twitter'a girme demiyorum. Akıllı ol diyorum. Sen bir insansın, şerefinin gereğiyle davran. Her tartışmaya balıklama atlama.

Tüm bunlardan sonuç elde edilemedi. Yine iki taraf kuruldu. Olay örgüsü kuruyorum:

- Hrant suikaste kurban gitti.
- Sloganlarla savunuldu. Hepimiz Ermeniyiz denildi.
- Yıllar sonra Fransa'da Ermeni soykırımı kabul edildi.
- Hepimiz ermeniyiz diyenlere bir savaş başlatıldı adeta.
- Bu iki taraf birbirine saldırdı gerek sözlü gerek fiili. Farketmez. Halk meşgul edildi oyuncaklarla.

Sonuç:
Öyle bir sonuç yok. Hrant hala ölü, Türkler hala yapmadıkları bir soykırımla suçlanıyor.

Kavga etmekle bir yere varılmaz. Laftan anlamayana laf anlatılmaz çünkü.

Yine de çocukların aç kalmadığı ve anne-babaların geleceğe kaygıyla bakmadığı bir dünyada yaşamak istiyorum. Bunun için köstek değil destek olmalıyız. Başarılması mümkün bir şey. Egomuzu biraz yüzüstü bıraksak ve karşımızdakine değer versek neler değişecek.

Herkese mutlu günler.

Cuma, Ekim 12, 2012

Beyonce - Get Me Bodied Analiz

Merhabalar. Birazdan Beyonce'nin 2006 yapımı, izleyince karışıklığıyla mide bulandıran masonik, okültik, satanik içerikli klibini analiz edeceğim. Okumak isteyebilirsin. O zaman bir an önce başlayayım.

Klibin ilk sahnesi kanla başlıyor. Anladığın üzere ruj kanı temsil eder. Ruj, Orta Çağda kilise tarafından yasaklanmış ve Şeytan'ın cisimleşmiş hali olarak ilan edilmişti.

Beyonce, rujla "9.4.81" altına da "doğumgünü" yazıyor. Hani kanla imza atmak geçer ya hep masonlukta, işte kanıyla(ruj) imza atıyor beyonce. Attığı tarih doğumgünü çünkü doğduğu gün girdi bu işin içine. Ayna da akıl kontrolünün ögelerindendir. Oluştuğun karakter orada görünür. Beyonce de o aynadaki kişi oluyor, yani kanıyla attığı imzaya sadık bir köle.

Beyonce ve kızkardeşi Solange masonik hareket yapıyorlar.
Aileden gelen masonluktan bahsetmiştim, çoğunlukla Yahudi ailelerde olur bu. Aileden gelme masonlukla bir-iki örnek için buraya bakabilirsin. Korkma virüs atmıyorum. :)

 Beyonce'nin küpesindeki sembol ouroboros. Ouroboros, kendi kuyruğunu yutan bir yılan ya da ejderha olarak tasvir edilir. Çok eski bir semboldür, simya yılanı olarak da geçer. Simya deyince şöyle bir şüphelen duyduklarından ve satanik bir şeyler ara. Mesela bir kitap var simyacı diye, siyah-beyazlar, bilgeler, piramitler falan geçiyordu. Orada da bir gencin ruhsal gelişim süreci anlatılıyordu. Sözüm ona tüm bu şeyler de ruhu en üst tabakaya ulaştırmak için yapılır. O en üst tabaka da kimin tabakası? Şeytan'ın. Şeytan kibirli olduğunu göre kovulmuşluğunu da yüksek bir şey görüyor olmalı. Neyse şimdi bırakalım şeytanı da sembolümüze geçelim.

Kurban verilerek kazanılacak yeni yaşamı simgeleyen satanik bir sembol ouroboros. Yılan, cini temsil ettiğine göre ben bundan şöyle bir anlam çıkarabilirim. Bu bir döngü ise, zaten var olan yaşama bir yeni yaşamla tekrar hayat verilmesidir bu sembol. İnsanın varolduğu yaşama bir de cin katılarak aynı bedende iki ruhun yaşaması. Cine yeni bir hayat verilmiş oluyor değil mi? Hem metafizik bağlamda yaşıyordu, ona verilen yeni hayatta da madde dünyasına gelip ikinci bir hayat yaşıyor oldu.

Zaten insanlara değil cinlere ayrıcalıklar tanınıyor. Ne sandın şeytan tabii ki kendi soyuna kıyak geçecekti, adam babanı sevmiyor seni mi sevecek? Böyle şeyleri gerçekçi düşünmek lazım. Artık şeytanın varlığına ya sözen inanıyor insanlar, ya da hiç inanmıyorlar. Şeytan sanki hep uzaktaymış, bizim yanımıza gelmezmiş gibi.

Beyonce'nin elbisesi yılan derisi gibi parlak bir kumaştan yapılmış. Artık içinde bir cin olduğunu kanıtlarcasına. Elbisesi boğazdan onu tasmalayan bir modelde. Bu da köle olduğunu belirtiyor.

"Siyah-beyaz-kırmızı" tema "beyaza siyahın gelmesiyle kırmızının ortaya çıktığını" simgeler. Türkçesi de şudur; masum halka şeytanın kötülüğü hakim olunca kan dökülür.

Taht şeklinde koltuklar Şeytan'ın tahtını simgeler. Beyonce bu tahtta oturuyor. Zaten Kuran'da insan-şeytanları olarak geçen ifade tam da onları tanımlamıyor mu? Şeytan'ın tahtına oturup onun görevini seve seve yapıyorlar.

Mide bulandırıcı olmasıyla birlikte zengin muhteviyatlı bir klip.

Şimdi... "Beyonce ve kan, kan, kan" demiştik. Beyonce kırmızı kapıdan çıkıyor. Kırmızı=kan.

Şarkıda düetleri olmamasına rağmen diğer Destiny's Child üyeleri Kelly ve Michelle, bir de Beyonce'nin kardeşi Solange diğer kapılardan çıkıyorlar. Evet tam kadro buradayız diyorlar. Buna biraz kafa yormak lazım. Solange ve Beyonce zaten kardeş, Kelly'yle de kuzenler. Ailesel geniş çaptaki bu masonluğu görüyor musun acaba?

Sol kapılar sarı-kırmızı ve sağ kapılar pembe-yeşil. Bunların da anlamı var.

Efendim, o kırmızı ve sarı kapılar yan yana olması tesadüfen ya da galatasaraylı olduğundan değil. Mickey Mouse adlı bir kahraman var ve bu mickey'nin kıyafeti kırmızı, ayakkabıları da sarıdır. Daha önce söylediğim gibi, sarı vahşiliği simgeler. BETA kedi alterindeki çita deseni sarıdır, vahşiliği simgeler.

Mickey ne alaka diye soracak olursun diye söylüyorum, Mickey Mouse, Walt Disney tarafından oluşturulmuş akıl kontrolü içerikli bir çizgi filmdir. DELTA Programlamasına dahildir. DELTA katil programıdır. DELTA'da da sarı katil olmayı simgeliyor. BETA ve DELTA birleşince öldüren cazibe oluyor herhalde. :)

Neymiş? Sarı ve kırmızı.

Ayrıca pembe-yeşil Mickey DELTA Programı renklerindendir. Renkler programlarda önemlidir çünkü birbirinin zıttı olduklarından kişilik ayrışmasını tetikler. En yaygın renkler de siyah-beyazdır çünkü bu ikisinin tam zıt olduğu en aşikardır. Sizler için hiç üşenmedim ve gittim Minnie Mouse'un resminin renklerini negatif yani tam zıtta çevirdim. O pembik kurdale ve ayakkabılar birden yeşile dönüştü. Zıt renkler yani.

Seri tamamlansın diye genelde Mickey sarı-kırmızı, Minnie de pembe giyiyor. Mickey Mouse Programı hakkında daha ayrıntılı bilgiye ulaşmak isteyenler ki önerilir, buraya tıklayarak ulaşabilirler.

Neymiş? Pembe ve yeşil.

Son olarak örnekliyorum.

Sarı - kırmızı                                            yeşil - pembe

Dördünün de elbisesi siyah-beyaz ve damalı benzer parçalı elbiseler. Siyah kapının önüne gidiyorlar. Masonluğa giriş sembolik olarak gösterilecek, sembolik ama. Gerçekte 2006'da girmedi beyonce masonluğa. Aileden geliyorsa küçük yaşta olur her şey. Hele akıl kontrolü... Anne karnında bile elektroşok veriyorlar. Neler var neler. Neyse.

Siyah-beyaz şemsiye masonik damalı zemini temsil eder. Masonik şemsiye altındalar yani. Her şey siyah, kötü. Yağmur yağıyor, yani masonluk her yerde.

Herkesin dans ettiği bir yer burası.

'bir el yukarıda diğeri aşağıda' Baphomet tasviri yapıyorlar. Beyaz çizgi de geçtiği sınırın sembolik gösterimi.

Adam yolu kapatıyor, belli ki mekanda kalanlar halktan insanlar. Onlar giremez. Peki nereye giremezler?

Halk onların dansını görür sadece. Kurban olarak seçildiklerini kim nereden bilsin?

Kırmızı ip tıpkı darağacındaki bir urgan gibi. Subliminal olarak oraya koyulmuş, denilmek isteniyor ki çizgiyi geçersen ölürsün. Ouroborosu hatırla. İnsan'ın bir nevi ölümü, onun ruhu yerine cinin ruhunun bedende söz sahibi olması. Yani açık konuşmak gerekirse, yapılacak olan kabalistik kara büyü ile beyonce'nin bedenine cin girecek. Ve artık beyonce değil, cini istediği gibi at koşturacak. Ama dışarıdan bakan herkes bu beyonce diyecek. Hatta o cinin bir ismi bile var. Sasha Fierce.

Beyonce bu iki imajı aynı anda çıkarmıştı. Sağdaki kendisi ve çok doğal görünüyor, kendisi olduğu için bilerek yapılmış. Solda anlayacağın üzere sasha fierce ve farklı görünüyor. Fierce; sert, kızgın, kötü demektir. Ve küçük bir ayrıntı daha, beyonce beyaz giymiş, sasha ise siyah. Kötü olan Sasha. Kaşlarını özellikle öyle yapıyorlar tıpkı şu adam gibi.

Mr. Spock. Onun da kaşları yukarıya doğru. Uzaylı olmayı, yani cini belirtmek için yapılmış bir şey sadece.

Sasha Fierce üzerine biraz daha konuşmak istiyorum. Beyonce'nin çeşitli röportajlarından bir derleme göstereceğim.

"Sahnede ya da televizyonda bir videomu gördüğüm zaman 'Kim bu kız?' diyorum. Bu ben değilim, ben buna cesaret edemezdim." Eylül 2003

"Kendimi korumak için sahne karakterimi yarattım, bu sayede eve gittiğimde yaptığım şeylerin ne olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorum. Sasha ben değilim." Parade Dergisi, 2006

"Sahne dışında Sasha'yla tanışsaydım, ondan hoşlanmazdım." Parade Dergisi, 2006

"Çalışacağım zaman ya da sahnedeyken beni ele geçiren birisi var. Koruyucu amaçla yarattığım bu karakter beni gerçekte kim olduğumdan koruyor." Basın Açıklaması, Ekim 2008. 

"Bir karakter yarattım. Performanslarımda yaptıklarım normalde asla yapmayacağım şeyler. Bir röportajda yapmayacağım şeyleri açığa vuruyorum." Marie Claire Röportajı, Ekim 2008

"Vücut-dışı tecrübelerim var[sahnede]. Bacağımı kessem, düşsem, hissetmem bile. Çok korkusuzum, yüzümden ya da vücudumdan habersizim." Marie Claire Röportajı, Ekim 2008


İlginç değil mi? Yoo aslında hiç de değil. :) Bu tip karakter bölünmesini ortaya döken ünlüler var ama anlayan kim? Mesela;

Beyonce - Sasha Fierce
Lady Gaga - Jo Calderone
Nicki Minaj - Roman Zolanski
Eminem - Slim Shady

Masonluğa girdi diye nitelendirebiliriz bu sahneyi. Saçı da urganla asılmış gibi, ileriki sahnelerde saçını yukarı kaldırıp kendini asmış gibi yapıyor zaten. Arkadaki kristal avize keşfedilmeyi bekleyen alteri/karakteri simgeler. Akıl kontrolünün ilk açık örneğini görüyoruz.

Arkaplan kırmızı, Oz Büyücüsü programda olduğunu gösteriyor.

Kafeste taş gibi gri bir insan var, kölelik kendini hissettiriyor. Beyonce de gri giyiniyor. Hem cin hem de taş kesilmiş gibi olmak aynı anda sembolize edilmiş. Kafeste olduğu için beyonce de önüne gelip ona bakıyor. Çünkü Beyonce de aynı bu kız gibi.

Şimdi görüntü ikiye bölünüyor. Yani Beyonce'nin karakterinin bölünmesinin sembolik gösterimi.

Solda ve sağdaki iki sütunun ortasında dans ediyorlar. Boaz ve Jakin sütunları Süleyman Mabedi'nin girişindeki sütunlardır.

Arkaplan sarıya dönüştü, yine Mickey Mouse mod on. :) Mickey Mouse dansı yapıyorlar. Yani hipnotik ritimli dans. Videoysa video:

Niye de hep gülüyorlarsa, sanki çok komik bir şey var.

Şimdi de arkaplan kırmızıya dönüştü, cinsellik öne çıkarılıyor. Fahişeliği sembolize eden duruşu yapıyorlar. Aslında onlar göz önünde sanki dünya hayatının nimetlerinden faydalanıyormuş gibi görünüyorlar ama gerçekte köleler.

Robotik hareketlerle 'bir el yukarıda diğeri aşağıda' baphomet tasviri yapıyorlar.

Beyonce şarkının bu bölümünde komutlar veriyor, şöyle yap böyle yap diyor. Bu sahnede de 'kafana pat pat vur' diyor. İşin cinsellik boyutuna geldiğini söylerken şaka yapmıyordum. Bunu anlaman için örnek bir resim koyacağım.

Şimdi daha açık oldu herhalde. Bu insanlar, seks kölesi. Kafaya vurmakla neyin kastedildiğini bilmem anlatabildim mi?

Tik-tak yine akıl kontrolünde yer alan ögelerdendir. Mesela herkesin bildiği gibi hipnoz köstekli saati sallamakla yapılır değil mi? Peki neden saat? Çünkü tik-tak sesleri hipnoz edici özelliktedir. Belirli aralıkta ses verir. Hatta işkencelerde şıp şıp su damlama sesi vardır. Sürekli bunu duymak insanı delirtir.
"Şimdi de kameraya poz ver" diyor Beyonce. Monarşi Akıl Kontrolü kölelerine işkencelerle yaşadıkları unutturulur. Hafıza silinir ve yeni bellek oluşuturulur. Yeni anılar ve oluşturulan karakterler için farklı tecrübeler... Bununla birlikte duygular da öğretilir. Nasıl gülümseneceği öğretilir örneğin. Bu sayede köle, artık öğretildiği gibi gülümser.

Şöyle anlatayım, diyelim ki bu kölelerden birisi yalandan gülüyor ama o an yalandan güldüğünü hiç belli etmiyor. Yapmacık bir gülücük değil. Bunun nedeni ona ne zaman ve nasıl güleceğinin öğretilmiş olmasıdır. Kötü durumlarda ya da canlı yayınlarda bir köle olduğunu belli edemez. Bu yüzden artık o bir robot olmuştur. Bu konuyla ilgili bir video ve bir de şarkı sözü paylaşmak istiyorum.

Örnek 1 :

Natalia Kills, Activate My Heart (Kalbimi Çalıştır) adlı şarkısında şunları söylüyor:

"Show me how to love
Show me where to touch
Teach me how to smile"


Türkçesi şöyle:
Nasıl seveceğimi göster bana
Nereye dokunacağımı göster
Nasıl gülümseyeceğimi öğret

Yani Mk-Ultra köleleri duygularını kaybedip tekrar öğreniyorlar. Böylece robotlaşıyorlar. İnsanoğlu, robota can veremedi ama insanı robotlaştırdı. Yaratmayı beceremeyince yaratılanı yeniden yaratmış gibi kendini avuttu.

Örnek 2:

ABD Başkanı Barack Obama, bir sürü kişiyle birlikte fotoğraf çekiliyor ve gerçek olamayacak bir şekilde her fotoğrafta aynı pozu veriyor. Bu o da bir köle olduğu için oldu. Ona sonradan öğretilen gülme yetisini açıkça görebilmek mümkün.

Klibe devam edelim.

Beyonce, 'stop!' yani dur! komutu veriyor ve böyle kalıyor. Bunu yapmakta oldukça başarılı. Gerçek bir cansız manken gibi. İşte Mk-Ultra köleleri aynen cansız manken gibi olurlar.

Bu sahnede görüntü bir normal bir negatif oluyor. Kesha başlıklı yazımda da söylemiştim. Kırmızı ruj sürüyor, tam tersi turkuaz/mavi bir ruj sürüyor. Bu iki cinsiyetin de içinde mevcut bulunduğu anlamına geliyor.

Yani işin aşamalarından birinin de cinsellik boyutu olduğunu tekrar belirteyim. Yani bu insanlar her türlü cinsel deneyimi yaşıyorlar. Nedenleri ise çok fazla. Saymakla bitmez, o nedenle sen kendin düşün.

En solda, Solange'ın da üstünde aynı ouroboros simgesi var.

BETA seviyesinde kölelerin kedi karakterleri çıkar. Mesela 'Kedi Kadın' buna örnektir. Bu kedi karakterleriyle beraber köle vahşilik kazanır. Kediler çok esnektir aynı zamanda. Bu nedenle kölelere kedi gibi esneklik aşılanır.

Yine kedi vahşiliğini gösteriyorlar. Bu sahnede şarkı sözünde beyonce şöyle diyor "like an ally-cat".
Allycat, İngilizce'de ucuz kadınlar için kullanılan bir tabir. Eh, BETA kölelerinin de ucuz olduklarını elbette ki söyleyebiliriz. Onlara fahişelik yaptırıyorlar çünkü. Fahişelik herhalde sadece normal vatandaşlara yasadışı. Devlet için yasalar önemli değil. Devlet isterse fahişeliğe izin verebilir. Devlet zaten bu işi kendisi yürütüyor.

Benim bulunduğum şehirde de böyle yerler var, senin de vardır muhtemelen. Herkes bildiği halde hiçbir şey olmuyor. Devlet buna izin verir, hem kendisi de sütten çıkmış ak kaşık değil. Hem zina yasak olmaktan da çıkarıldı. Evet, devlet kesinlikle fahişeliği destekliyor.

BETA Podyum Programlaması. Birçok örneği de var bunun. Buradaki şarkı sözü:
"Naomi Campbell yürüyüşü yap"

Yani görüldüğü üzere geniş ve kitlesel bir akıl kontrolü uygulanıyor. Naomi Campbell ve Beyonce ayrı ayrı akıl kontrolüne maruz kalmış kişilerdir. Onlar aracılığıyla da halka yansıtılıyor.

Kızın yaptığın hareket de yine esnek BETA kedisine örnek bir hareket. Şarkı sözünde Beyonce şöyle diyor:
"Snaps for the kids"

"Snaps for the kids", İngilizce'de geyler için kullanılan bir kalıptır. Arkadaki ponponlu, göz makyajlı, topuklu ayakkabı ve BETA zebra deseni giymiş gey erkekleri göz önüne alırsak yerinde bir söz olmuş. Her türlü cinsel deneyimden bahsederken tam da bunu diyordum işte.

Tüy, handler'ın varlığını simgeler. Handler, programcı demek.

Ateş sembolizmi. Yani aslında Şeytan'a tapma ayini türünde bir şey. Hatta Şeytan'a tapmanın ta kendisi. Put gibi duruyorlar hepsi akıl kontrolüne maruz kalmış köleler.

Parmağını şıklatıyor. Klip bitiyor. Programcılar da köleyi hipnozdan çıkarırken aynısını yapar. Filmlerden çoğunlukla gördüğümüz şeyler. Aslına bakarsan kafamı kurcalayan şey şu ki bir programcının bilebildiği şeyleri nasıl oluyor da senaristler bilebiliyor ki filmlerden görüyoruz? Biz niye bilmiyoruz da onlar biliyor? Biz de onlardan öğreniyoruz. Yine televizyon aracılığıyla halka yansıtılan şeylerden bir tanesi.


Son olarak şarkının adı "get me bodied". Bu aslında dans edip havaya girmek anlamına gelir. Ancak kelime oyunları şu dünyada en çok yapılan şeylerdendir. Kelimesel olarak çevirirsen, beni ete kemiğe büründür anlamına gelir. Yani cini ete kemiğe bürünmüş hale getirmek. Çünkü cin bir insanı ele geçirebilir. Beyonce'nin Sasha hakkındaki yorumlarını hatırla. Ondan hoşlanmazdım diyor. Kim onu ele geçirip onun gibi davranan ama aslında onun hoşlanmadığı şeyleri yapan birisinden hoşlanır ki?

Mesela düşünsene bir, cin olduğunu. Bir gün büyü yapılıyor ve bir insanın içine giriyorsun. Kimsenin haberi yok. Bunu öyle bir kullanırsın ki, özellikle de Beyonce'nin vücudunda olsan. Bir sürü hayranın olmuş oluyor otomatik olarak. Konserde, sahnede Beyonce'nin vücudunda sen varsın ve hayranların ağzına bakıyor. Sen ne yaparsan ona tabi olacaklar. Ve bunu kazanmak için hiçbir şey yapmadın. O şeytansı cinler için bu büyük bir ödül değil mi? Bu durumda oldukça eğleniyorlardır. Muhtemelen.

Sonuç olarak şunu diyebilirim ki Beyonce de bu düzene bir köle. Yaptıklarından memnun olsun olmasın mühim değil. Herkes sınavda. Bu yazıyı okudun ve şimdi kendin için bir şeyler yapman gerekiyor. Anlamaya çalış ve anladığında boş durma. Dünyayı değiştirip kurtarmak gibi şeylerden bahsetmiyorum. Kendini kurtar. Çünkü kendini kurtaran adam zaten dünyayı kurtarmaya muktedirdir. Akıl sahibi olan anlar. Allah sınava soktuğu kimseyi akılsız bırakmaz. Tek yapman gereken o aklı kullanmak.