alter etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
alter etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Cuma, Aralık 20, 2013

Eminem'in İçindeki Canavar

+13 yazıdır

"İşte herkesin konuştuğu o yazı" adlı yazıma hoşgeldin. Aslında henüz yazı çıkmadan yazıyı kim nasıl konuşuyor bilmiyorum ama öyle başlık atılır, biz öyle gördük. O yüzden geleneği bozmayaraktan ilgimizi de çektiğimize göre yazıya başlayabiliriz.

Eminem hakkında yazmak da istiyordum ancak hoşuma gitmeyen bazı şeyler var. Öncelikle ben hikayeci değilim, bazı şeyler anlatıyorsam bu örnekleme yoluyla basitleştirerek sonuca götürmek istediğimdendir. Yoksa click edebiyatı yapmıyorum, zaten adsense'im de yok, olmayacak da. Sadece ünlüleri önplana almak da saçmalık olurdu. Bunu yapanlar da ne kadar cahil oldukları anlaşılır şekilde yapıyorlar. Kimseyi yermek değil amacım ne görüyorsam onu söylüyorum.

İşte ben şahısları açıklamak için olguları kullanmıyorum, olguları açıklamak için şahısları kullanıyorum. Akıl kontrolü anlatmak için köleleri anlatmak gerek. Tanık göstermek gerek. Bunu bu yüzden yapıyorum. Sırayla hayran gruplarını tatmin etmek için değil ama eğer Stanlerden bir Stan oturup Eminem için ağlamak istiyorsa ağlasın.

Hani biz de insanız üzülüyoruz anlıyorum da bence Eminem gibi en azından hayatında güzel hisler tatmış, baba olmuş, dünyayı öyle veya böyle gezmiş ve oldukça yüklü miktarda para sahibi olabilmiş bir insan için işler tamamen de berbat değil. İşler kimin için tamamen berbat onu da söyleyeyim mi?

Mesela akıl kontrolünün ilk sistematikleştirilmeye çalışıldığı dönemde Almanya'da Mengele'nin üzerinde deney yaptığı çocuklar için berbattı. Onlar daha çocuktu ve dünya hakkında en ufak bir fikirleri bile olamadan büyük büyük insanlar tarafından postal seslerinin arasında işkence gördüler, ömürlerini bilekleri soğuğa hapsedilmiş olarak dört duvar hatta domates kasası gibi ranzalarda (ranza olan lüks kamplardalarsa şayet) geçirdiler. Obezlikten insanlar kendilerini kurbağa balığı gibi şişirirken onlar aç yatıyorlardı. İşte karşılığında en azından para ve şöhret gibi kolaylıklara sahip olamayan köleler günümüzde bunlara sahip olan kölelerden çok daha kötü durumdalardı.

O yüzden eğer birine üzülecekseniz çocuklara üzülün.

Akıl kontrolünde herkesin az çok bildiği bir yöntem olan hipnoz ile başlıyor The Monster klibi. Birini hipnotize etmek için önce bilince hitap edersin. Görsel, işitsel vs. materyaller kullanarak bilince hitap edersin ki onu pasifize edip bilinçaltını yüzüstüne çıkarasın. En bilindik örnekleri suyun şıp şıp damlama sesi ve köstekli saat tik-tak sesidir. Bunlar doğru gerçekten de kullanılabilir. Klipte de metronom ve misket sarkaç ile tik-tak sesi oluşturulmuş. Bu düzenli ritim tutan aletler insanın bilincini farklı bir evreye getirir. Böyle uykuda olmayıp uykuya benzer bir moda girersin.

Yani hipnoz süreci, akıl kontrolü başladı.

Ardından kalp atışını gösteren bu cihaz kadraja giriyor. Köle makinalara bağlanmış, programa girmeye hazır.

Programcı gelip düğmeye basıyor ve programı resmen başlatıyor. Geri sayım ile video başlıyor. Hipnozda da geri sayım deneğin hipnoza girmesi için kullanılır.

Geri sayımda hızlıca bu görüntü geçiyor. Eminem Şov başlıyor yani oluşturulan Eminem karakterini göreceğiz şimdi.

Televizyondaki görüntüler onun bilinçaltına kazınan olgu ve imgeler. Önce "şiddet" olgusu, olguyu destekleyen görüntülerle ona gösteriliyor. Ona öğretiliyor.

Sonra "aile" ve "delilik" olguları ona öğretiliyor. Aslında bu görüntüler Eminem'in eski kliplerinden. Mesela 8 Mil yazısı Lose Yourself klibinden ki onunla ünlü olmuştu ve 8 Mil yine filminin adı. Yani burada gerçekten de Eminem'in oluşturulan karakterindeki olgular, anahtar kelime ve kavramları görüyoruz. Marshall Mathers değil, oluşturulan Eminem'in.

Burada ufak bir açıklama da yapmak istiyorum. Tamam şiddet ve delilik insanı köleliğe ve yıkıma götürücü cinsten ama aileyle alakası ne? Eminem'in My Darling şarkısında konuştuğu ruh ona diyor ki "Anneni hatırlasana, sana yaptıkları ve tüm o evlatlık edinenler". Yani yaşadıklarını Eminem kaldırabilecek güçte olsa bile o ona kendini kötü hissettiriyor. Bir tür vesvese yani, onu karamsarlığa meylettiriyor böylece kaderine isyan ederse zaten "delilik ve şiddet" daha cazip gelmeye başlayacak.

Eminem de gözlerini ayırmadan videoyu izliyor.
 
 Rihanna da programcı(handler) rolünü oynuyor. Eminem'i gözlemliyor ve notlar tutuyor işte klasik.

Kamera da onu sürekli kaydediyor. Zaten televizyonun solunda kurulmuş bir ayaklı kamera da var.

Eminem'in izlendiği kameradan görüntü. Aynı zamanda da tek göz sembolizmi.
 
Eminem karakterine yüklenen olgulardan birisi de "ölüm". Bütün kölelere zaten sırayla bu olgular nakşedilir.
 
Rihanna çok cool bir şekilde işini yapıyor. Gerçekte Eminem'in programcısıdır diyemeyiz, hani böyle kim kimin programcısı, efendisi bulmaya çalışmak gibi bir furya da var ya. Boşuna deneme genellikle bulamazsın. Zaten Eminem ünlü olduğunda Rihanna 11 yaşındaydı nereye akıl kontrolü yapacaktı? Klipte canlandırma yapılıyor sadece. Akıl kontrolü de o sahne çekilirken gerçekten yapılmıyor zaten. 
 
 Ve tabii ki "şöhret" olgusu. Elton John'la konserinden bir görüntü ve sürekli imza ve fotoğraf istemelerinden sıkılmak gibi bazı görüntüler de var. Sürekli poz vermek sıkıcı olabilir bunu anlarım. Neden imza atmaktan sıkılır ki bir insan bunu da hiç anlamam. Neyse büyük konuşayım da başıma gelsin, ünlü olayım. Belki yakında başbakanlığa adaylığımı falan da koyarım. Mevcut seçeneklerde pek iş yok çünkü. Mecliste akıl kontrolü uygulayıp herkesi iyi olmaya zorlardım. Ah ufak çılgın hayaller...
 
İşte sonra şöhretin baskısı aklına gelmiş olacak ki yutkunuyor.
 
Ve bağımlılık...

(Film başlarken önemli oyuncuların isimlerini yazdıkları gibi yazayım da dikkat çeksin.)

Bu bağımlılık kısmından sonra Eminem gözlerini kapatıyor. Programlardaki ilaç ve uyuşturucu kullanımına atıf olsun diye belki bilerek sona bırakmışlardır. LSD en çok seçilendir çünkü psişedelik bir halüsinojendir. Sadece seni yükseklere çıkarmaz, sana hayaller olmayan şeyler gösterir. Kimisi en çok korktuğu şeyleri görür LSD aldığında. Program için çok uygun. Gerçekte olanları da hayal zannettirebileceği için ise muhteşem.
 
Sonra tik-taklar yeniden kendini gösteriyor ve bu da Eminem'in gözünü kapatmasıyla birleşince hipnoza girdiğini gösteriyor. Şimdi Eminem'in bilinçaltındaki yansımaya gireceğiz. Yani Eminem'in aklını göreceğiz diyelim de anlaşılsın.
 
Tabii programcı da bu sürece direkt etki ediyor. Sadece yazı yazmakla betimlemişler ama olsun. Biz anladık.
 
Eminem uyanıyor işte şimdi göreceğiz. Kalkıyor ve kafes kapanıyor. Aklından dışarı çıkamaz o yüzden bir müddet mapus kalacak. Mapusta duvar olsaydım, olsaydım. Bu arada bu aklının içindeki asansör sahnesi Inception'daki sahnenin aynısı.

İşte bunlar hep akıl kontrolü.

Sonra etrafına bakıyor ve programcı ile odada oturduklarını görüyor. Hipnoz halinde.

Tekrar aynı görüntüler giriyor anlıyoruz ki hepsini tek tek yaşayacak. 
 
Aynı zamanda bulunduğu yerden çıkmak için sağa sola bakıp yer arıyor ancak yok.

Asansörün içinde ve kapı açılsın diye butonlara basıyor ama hiçbir şey olmuyor.

Bakınca My Name Is klibini görüyor. Şarkıda bu sahnede diyor ki,
 
Fame made me a balloon 'cause my ego inflated
When I blew; see, but it was confusing

Şöhret beni bir balon yaptı çünkü egom şişirilmişti
Patladığımda ortaya çıktı ama kafa karıştırıcıydı
 
Dre'nin de oynadığı klip. Dr Dre'nin doktor olması da ilginç bir şey. Doktor doktor yani. Belki Eminem'in programcısıdır gerçekten de ama sonuçta bu bir tahmin, gerçek olmak zorunda değil. Sektörde bir yeri duruşu var kendisinin.

Aslında insanın iyi mi kötü mü bir rapçi olduğunu anlaması için bazı testler var; mesela iyi bir rapçi daima Amerikan Güneylisi aksanı bilmelidir yeri geldiğinde zenci olabilmelidir. "it's underground mah nigga, we the dope" diyebilmelidir. Dope kelimesine özel dikkat rica ediyorum, dope demeyen adam rapçi olamaz, sahtekardır.
 
Sonra Dre'nin yerini bir anda Rihanna alıyor, yani programcı. Ve sembolizm. Rihanna burada gözlük takmış, gözlük programcıyı simgeler. Ama böyle gözlük olacak, güneş gözlüğü olmaz.

Ironic 'cause I think I'm getting so huge I need a shrink
I'm beginning to lose sleep: one sheep, two sheep
Going cuckoo and cooky as Kool Keith
But I'm actually weirder than you think
'Cause I'm
 
İronik çünkü o kadar büyüyorum ki bir psikoloğa ihtiyacım var
 Uykularım kaçıyor: bir koyun, iki koyun
Kool Keith'e dönüşüyorum(burayı da böyle çevirem artık)
Ama aslında düşündüğünden daha garibim

Kool Keith denen arkadaşın DID olarak bilinen benim her fırsatta anlattığım Dissosiyatif Kişilik Bozukluğu var. Bu da çoklu karakteri olan bir kişi demek oluyor. 50'nin üzerinde karakteri varmış. Dr. Ultra, Black Elvis, Dr. Octagon, Crazy Lou bunlardan bazıları. Eminem burada çoklu karakteri olduğunu söylemiş ki zaten Slim Shady, Marshall, Eminem de karakterleri.

Şimdi Eminem diyor ki ben Rap'in Tanrısı Eminem'im. Herkes "evet tabii ki öyle yaşasın Eminem vuuuu" diyor. Bu da Slim Shady diyor, herkes "Slim çılgının teki dostum, çıldır Shady yihaaa" diyor. Ben hala Marshall'ım ve şöhret aptalca deyince de herkes "of tabii ki haklısın ağlayacam şimdii .s.s" diyor.

Ama ne zaman ki biri çıkıp "hey Eminem'in çoklu karakterleri var akıl kontrolü yapıyorlar" dese yine aynı kişiler ona derler ki "bu illuminati denen saçmalığı kapatsanız artık .s.s". Ha Eminem deyince havalı ama iş ciddiye binince Eminem'in dediklerini bile saçma sayabiliyorsunuz. O halde sadece havaya girmek için yaşayan ortam adamlarısınız, gerçek hayat hakkında en ufak bir fikriniz bile yok. Mutlak monarşi kötü bir şey diyorsunuz ama "onlar kral ve kraliçee ♥ " tarzı garip methiyeleri demekten de geri kalmıyorsunuz. Şimdi bunu duysalar o lafın gelişi derler. Bu laf da bir türlü gelemedi nedense, neyse. (burada mutlak monarşi hakkında yorum yapılmadı.)

Bu sahne de bitince asansör hareket ediyor alt kata iniyor.
 
 Lose Yourself'e varıyor. Buraya dikkat. Şarkı sözlerine bakalım.
 
No, I ain't much of a poet but I know somebody once told me
To seize the moment and don't squander it
'Cause you never know when it all could be over tomorrow
So I keep conjuring, sometimes I wonder where these thoughts spawn from
 
Hayır ben şairane biri değilim ama bir keresinde birisi bana demişti ki
Anı ele geçir ve israf etme,çünkü yarına işler nasıl olur asla bilemezsin
O yüzden efsunlamaya devam ediyorum,
Bazen bu düşünceler nereden yumurtluyor diye merak ediyorum
 
Nasıl olur da bir rapçi şairane değilim der sayfalarca kafiye yardırdıktan sonra? Eminem bazı röportajlarında uyuşturucuyu bıraktıktan sonra nasıl rap yaptığını ve şarkı yazdığını unuttuğunu söylemiş. Bu da yeni bir karakterin belirtisi. Ki "birisi" diye bahsettiği kişi de eski kendisi. Lose Yourself'te ana hakim olup inisiyatif kullanmakla ilgili şeyler söylüyordu Eminem. Yani farklı karakterler olduklarını buradan anlıyoruz.
 
Daha da ilginci şarkıdaki favorim burası, zaten şarkı güzel değil. Biraz pop kaçmış bence, bir 3 a.m. ya da Beautiful değil. Neyse, efsunlamak diyor Eminem. Sonra ne oluyor?
 
Yeah, ponder it, do you want this?
It's no wonder you're losing your mind, the way it wanders
 
Evet iyice düşün bakalım, bunu istiyor musun?
Böyle yolunu kaybettiğinde aklını kaçırmak çok da ilginç değil

Burayı şarkıda şeytani sesle söylüyor Eminem. Tıpkı My Darling şarkısı gibi, yeri gelmişken ikinci analizimi o şarkıya yapacağımı da beyan edeyim. Gelgelelim bu demonik sesi Eminem çağırıyor. Çünkü efsunluyorum diyor, ruh çağırıyorum diyor. Gelen cin de ona diyor ki "şaşırmaya gerek yok, bunu sen yaptın düşün de anlarsın". Yüzü de bir hallere giriyor, iyice demonik algı oturtulmuş.

Sonra düştüğünü görüyor. Bu da ölüm kısmı.
 
Ölümle korkutulduğu kısım.
 
Rihanna, Man Down klibinde yaptığı gibi yine nefesini üflüyor. Bu ruhun sembolik gösterimi. Eminem ölümle korkutulduğu için Rihana da bu tehdidi bu şekilde sembolize ederek göstermiş.
 
Ölüm tehdidinden sonra ise renkli hayatı gösteriyor ona programcı. Bu programcının Eminem'e "Sahnede her taraf rengarenk, Elton John'la bile sahneye çıkabilir, şarkılarını söyleyip eğlenebilirsin. Neden böyle bir hayatın olabilecekken itaatsizlik edip ölüm tehdidi almak zorunda kalasın ki?" deme şekli.
 
I need an interventionist
To intervene between me and this monster
And save me from myself and all this conflict
 
Bir arabulucuya ihtiyacım var
Bu canavar ile benim arama müdahale etsin diye
Beni kendimden ve bu çatışmadan kurtarsın diye
 

Peki canavar kim o zaman? Çoğu kişi klibin altına yorum yazmış hani canavar diye. Efsunluyorum dediği yerdeki demonik sesle konuşan kişi canavar. Aslında gösteriyor ama anlamıyorsun çünkü canavar Eminem'in içinde. "Beni kendimden kurtarsın" diyor. Bu da bu anlamı pekiştiriyor.

Ayrıca eğer canavarı şöhret ya da uyuşturucuda arayacaksak bulamayız. Çünkü baştaki televizyonda geçen kelimelerde zaten şöhret ve bağımlılık geçiyordu. Bunlar bütün değil, bütünün parçaları. O zaman şiddet veya aile de canavar olabilirdi. Değil işte, demonik ses girdikten sonra canavar ve ben diyor. Çok belli.

Bu arada daha önce birçok kez söylediğim I & I yani ben ve ben inancı bu dizelerde mevcut. Beni kendimden kurtarsın derken ben ve ben anlayışını da göstermiş oluyor. Bu da o demon yani cin demek oluyor.

My OCD is conking me in the head
Keep knocking, nobody's home, I'm sleepwalking
I'm just relaying what the voice in my head's saying
Don't shoot the messenger, I'm just friends with the
 
OKB'm beynime saldırıyor
Kapıyı çalmaya devam ediyor, evde kimse yok, uyurgezerim
Kafamdaki sesin söylediğini tekrarlıyorum
Elçiye zeval olmaz, ben sadece arkadaşıyım
 
Eminem'in OKB'si yani Obsesif Kompülsif Bozukluğu var, bilmiyorsan araştır yine de ama kısaca takıntıların insanı deli gibi etmesi diyeyim. Evde kimse yok derken boş hissetmesinden bahsediyor. Biz Türkçe'de dünyadan kopmak deriz ya o manada kullanılmış. Yani Eminem o anda kendinde olmuyor. Uyurgezer gibi ne yaptığının farkında değil, yaptığı fiilleri yapan ise o anda ona hükmeden demon oluyor. 3 a.m. şarkısında da aynı tema fazlasıyla var. Orada da birilerini öldürüyor ama farkında değil. Sen klibi izlerken kurgu sanıyorsun "çılgınsın Em' manyaksın yehuu" diyorsun ancak onların hepsi gerçek. Acı son.
 
Bu yüzden de elçiye zeval olmaz diyor çünkü kendisi burada elçi olmuş oluyor. Suç onun değil ki o farkında bile olmuyor. Ben sadece canavarın arkadaşıyım diyor. Şimdi canavarın kim olduğunu çok çok daha net anladık bence.
 
Eminem'in psikolojisini istediği kıvama getirdi ve onu ikna etti. Çünkü akıl kontrolü bu işte, ona kendi istediği şeyi yaptırttı. Böylece son kata geldi, asıl olayın döndüğü kata.

Karakterlerden birisinin saklandığı yere doğru ilerliyor.

Karakter sarışın demek ki Marshall değil. Eminem ya da Slim Shady.

Kafesteki karakter(alter) ona kağıtlar atıyor. İlk başta acaba kontrat falan mı diye düşündüm. Sonra 1080p'de yakınlaştırdım ve üstünde rastgele yazılar yazılmış olduğunu gördüm. Sanırım şarkı sözleri çünkü Eminem'in buna benzer şarkı sözü yazdığı kağıtlar var. Dedim ya bir dönem nasıl rap yaptığını ve şarkı yazdığını unutmuş diye, hah işte demek ki bu alteri sözleri yazmaya yoğunlaşan alter.

Aslında kendisinde zaten rap yeteneği var ama karakterlerini böldükleri için her karakter başka bir şeye odaklanıyor. Rap yeteneğini arttırmak için de bazı uygulamalar yapıyorlar. Mesela elektroşokun böyle bir etkisi var. Başın hangi bölgesinden elektriği verirsen ona göre bir reaksiyon oluşuyor. Mesela sadece sağ loba elektrik verirsen sözel zekayı beslemiş olacağından Eminem daha yoğun rap yapar. Aynı şekilde bir mühendise sol lobdan elektrik versen o da hesaplamasını üst düzeyde gerçekleştirir. Bu metoda unilateral elektroşok denir.

Neyse sonra Eminem cebine kağıtları sokuyor ve basıp gidiyor.

Demin dedim ya Eminem programcının istediği kıvama geldi diye, hah işte kafesteki karakterinin haykırışını takmayıp onu orada bırakıyor ve gidiyor. Çünkü ölüm tehdidi kötü, şöhretin renkli yüzü hoş geldi. Gökkuşağının sonuna gitmek de bu değil midir zaten? Zevke doğru ilerlemek. Eğer kafestekini kurtarmaya çalışsaydı o adamlar onu kurşuna dizerdi. Yoluna devam etti, bundan kimsenin haberi olmadı ve dünya bir kez daha kurtuldu.

Tabii kafesteki kim, giden kim bu da merak ediliyor. Bence kafesteki Slim. Öyle bir izlenim uyandırdı bende. Şimdilik kafeste, ona ihtiyaç olduğunda dışarı çıkarıyorlar ortalığı birbirine karıştırıp tekrar kafese dönüyor. Hem Slim deli olan karakter, uç noktalarda o yüzden o kafese kapatılmış. Ve başta televizyonda hızlıca geçen The Eminem Show yazısını hatırla, bu program Eminem karakteri için düzenleniyor şu anda.

Tabii bizim bilmediğimiz başka bir karakter de olabilir. Genelde kölelerin 3 ana karakteri olur. Eminem - Slim Shady - Marshall bu üçlemeye cuk diye oturuyor. Ama detay köleler de var. O yüzden kesin sonuca bu kadar bilgiyle varılamaz. Zaten kim kafeste kim özgür ne önemi var, arkasını dönüp giden kölenin alası çünkü zihni köle.

Neyse biraz da Rihanna'nın nakaratına bakalım.

[Rihanna:]
I'm friends with the monster that's under my bed
Get along with the voices inside of my head
You're trying to save me, stop holding your breath
And you think I'm crazy, yeah, you think I'm crazy
Well, that's nothing

Ben yatağımın altındaki canavarla arkadaşım
Kafamın içindeki seslerle anlaşmaya çalışıyorum
Beni kurtarmayı düşünüyorsan elini ardına koyma
Bir de deli olduğumu düşünüyorsun, evet, deli olduğumu
Bu daha hiçbir şey

Canavar dediği demonla arakadaş tıpkı My Darling'in sözlerinde geçen arkadaşlık gibi. Bunu orada çok iyi anlatacam. Şimdilik hızlı geçiyorum. Kafamın içindeki sesler diyor ya işte şöhret bu yüzden canavar olamaz. Şöhret sana kafanda gaipten sesler duyurmaz.

Vee, ünlüleri kurtarmak isteyen merhametli hayranlara da sıradaki mısra gelsin. Onu kurtaramazın. Ancak deprogrammingle olacak iş bu, o da %100 işe yarıyor mu belli değil. Yarasa bile Rihanna'yı ya da Eminem'i bırakmazlar ki deprogram olsun. Köleler bir süre sonra işkenceden hoşlanır hatta. Bu zihnin acıyı görmezden gelmesini sağlar. Örneğin Rihanna'nın S&M'i:

Feels so good being bad
There's no way I'm turning back
Now the pain is my pleasure
Cause nothing could measure

Love is great, love is fine
Out the box, out of line
The affliction of the feeling
Leaves me wanting more
 
Kötü olmak çok iyi hissettiriyor
Asla geri dönemem
Artık acı benim zevkim
Çünkü hiçbir şey bununla ölçüşemez
 
Aşk harika, aşk iyi
Akla hayale sığmayan, sıra dışı
Hissin verdiği ızdırap
Bana daha da fazlasını istettiriyor

Sonunda işkence çeke çeke hoşlanmaya başladı. Artık sorun değil, en azından kendini öyle inandırmış. Çünkü geri dönüş yok, bundan kaçış yok. O halde hoşlanmak zorunda kafayı sıyırmamak için. Kelime oyunlarıyla zıtlık yaparak farklı anlamlar çıkarıyor. (bunu da ona programcı öğretiyor tabii) Mesela kötünün iyi olması. Bu iyiyi de kötü yapar. O halde istenilesi olan şey "kötü" dür. Bu anlam çıkar. Bu temalı bir reklamı bile var Rihanna'nın. Orada akıl kontrolünde olduğu çok açık.

Acının zevk olması. Halbuki acı acı verir, zevk de zevk verir. Ama eğer acı fazlaysa ve kurtulamıyorsan ondan zevk aldığını düşünürsün. İşte insanlar böyle böyle psikopat olabiliyorlar. Izdırap yani acı çektikçe acı çekesi geliyor. Yani acıdan ciddi ciddi hoşlanıyor. Zaten tam anlamda inanmasa acıyı zevk olarak göremez.

The Monster'ın liriklerine geri dönecek olursak şarkı diyor ki sen şimdi benim deli olduğumu düşünüyorsun değil mi? Daha hiçbir şey görmedin. Çünkü sen sadece kameraların çektiği görüntüyü gördün. Gerçek hayatı değil. Sana kötülüğü göstermezler, gösterseler de sempati besleterek ya da korkutarak gösterirler. Onların tarzı bu.

Evet, şimdi de hava durumu.

Bu insanoğlu denen varlığı çözmek ne mümkün. Ne mümkün. Neyin mümkün olduğunu bilmiyorum. Ama neyin saçma olacağını görüyorum. Çok gelen bir soru var, bu ünlüler akıl kontrolünde olsa bile bizle ne alakası var? Bize akıl kontrolü nasıl yansıtılıyor şimdi size bunu göstereceğim.


Eminem'in 3 a.m. klibinin altındaki yorumlar örneğin.

"Çok fazla illumination var amma şarkı çık gızil qalpqalp"

Bir kere illuminati bir kuruluş senin dediğin illumination aydınlanma oluyor. Bir klipte Türk Dil Kurumu değil, Türkçe olur. Aynı bunun gibi bir klipte de illuminati olmaz, akıl kontrolü olur. Mk-Ultra dese anlayacağım.

Hadi onu da geçtik böyle sapkın bir şarkıya bunu bile bile seviyorum demek de Zayn'ı böyle kabulleniyoruz demek gibi. "Böyle kabullenmek" de ne oluyorsa artık hahaha. Tamam bir şarkı olarak güzel de ne anlattığını anlasan kalp koymazdın.

Biri de demiş ki illuminatinin var olduğuna inananlar paranoyak falan. İşte dostum buna kibir deriz.

Ve illuminati vardır. 1776'da soldaki eleman Adam Weishaupt tarafından kurulmuştur. Hatta Goethe gibi meşhur üyeleri de vardır. Leonardo da Vinci de Sion Tarikatı'nın üstadıydı. Oturup da tarikat tarikat saymayayım şimdi. Bunların hepsi gerçek olan şeyler. Biz oturup da uydurmadık. Hadi diyelim uydurduk nasıl her seferinde çok uyumlu bir düzende çıkabiliyor? Hareketleri manalara göre nasıl uyduruyorlar bunu açıkla ben de blogu sileyim. Nasıl şiddet içerecek yerde yumruk kullanıyorlar? Nasıl handler'ı gösterdiklerinde numaralı gözlük takıyor? Nasıl DELTA programını gösterdiğinde pembe-yeşil renk kullanılıyor? Her seferinde? Her alakasız kişide? Ama açıklayamazsın çünkü örgütün varlığı gerçek. Zaten sorgulayan hep suçludur. Koyunsan rağbet görürsün.
Bu adamın amacı da tüm monarşik yönetimler ve dinin ortadan kaldırılmasıydı. Monarşiler kalktı şimdi sıra dinde. Aaa ama illuminati yok ya monarşiyi halk kaldırdı canım. Halkın gücü yaşasın. Koyun olduğunu bilmeyen koyun arıyor bu adamlar. Buluyorlar da.

Yine aynı videoya Dominic kardeş, klipte satanik ritüelin anlatıldığını ve Eminem'in gözlerinin beyaz olmasının kanı akıtılan kurbanlar sonucu demonik ele geçirilmeyle oluştuğunu yazmış. Şimdi bunu diyen Dominic değil de Leonidas isimli etkileyici bir adamın sözleri olsaydı ve bunu kendisinin de birçok kez yaptığını söyleseydi ona inanılacaktı. Ancak Dominic söyleyince cevap belli.

"Seni din kör etmiş hmm"

Halbuki dini tek bir şey söylememiş. Ben de Dominic'le aynı şeyi söylüyorum ama Dominic büyük ihtimalle Hristiyan şimdi onu kör eden din beni de mi kör etti? Ben Müslüman'ım? O halde bu ne biliyor musunuz, dinlerin gerçekten de afyon olduğuna halkı inandırma edebiyatı.

Valla benim dinim beyaz gözlüler cinlenmiştir demiyor. Bunu ben araştırıp öğrendim, CIA'in deneyi bunlar. Ayrıca antik Kabalist uğraşılar. Senin gözünü bırak dini asıl sen kendin kör etmişsin. Ben kimseye aç gözlerini gerçek aydınlık burada demiyorum. Ben diyorum bak ben bunları bunları diyorum. Al evde dene, beğenmezsen değiştiririz.

Hem zaten Allah peygambere demiş seni kimseye bekçi tutmadık. Uyarırsın geçersin. Bu kadar. Gün geçtikçe benim de bazı fikirlerim değişiyor. Artık kimseyi akıl kontrolüne inandırmak zorunda değilim. Zaten baksana apaçık Dominic gibi konuşursan deli veyahut din tarafından kör edilmiş oluyorsun. Benim dinimin kitabında sürekli tekrarlanan bir şey var "düşünmüyor musunuz?". İslam cahillerin dini de değil. Ben ilk Kuran'ı açıp okuduğumda düşünerek bulduğum bazı şeyleri orada bulduğum için çok mutlu olmuştum. Çünkü boş bir şeye inanmıyordum. Diğer dinleri de araştırdım Allah'ın varlığı hakkında da sorgulama yaptım. Ve İslam'da karar kıldım. Ancak bu burada İslam İslam İslam diyeceğim anlamına gelmiyor. Benim dinim bana.

Hem ben Şinto da olsam akıl kontrolünü burada anlatırdım. Çünkü bu insani bir şey. Dünya çapında kör edici bir organizasyon. Evrensel bir şey ve aklımda tek bir şey vardı bu blogu açarken, insanlar bunu bilmeli. Böylece deney fareleri gibi bizimle oynamalarına müsaade edemeyiz. Kuklalarla günbegün vakit geçirip seyirci olup sisteme köle olamayız. O yüzden herkes kuklacıyı vuracak, vurmalı.

Eğer sen de artık bir köle olmak istemiyorsan buna bir dur de. Ama sokağa çıkıp pankarta dur yazarak değil. Kendinden başlayacaksın. Kendini eğiteceksin. Çok oku, o kadar çok öğren ki hep ne kadar cahil olduğunu anla. Kendini incele. Kendini düzelt. Bu kolay değil ama imkansız da değil. Hayatın asıl eğlencesi de bu işte. Ana sıkışmak değil, anın kontrolünün sende olduğunu bilmek.

Benim inancım İslam'da insanlar öfkelerine yenik düşmez. Seni sinirlendirecek bir şeyle karşılaştığında durup gülümsemeyi öğretir. Bunun Allah'tan gelen bir imtihan olduğunu bildiğin için o an eline geçen fırsattan istifade edip itidalli davranabilmeyi öğretir. Hayatın her anından zevk alırsın. Darağacına bile gülümseyerek gider Müslüman çünkü o an zindandan çıkacağını bilir. Bu yüzden ölümden korkmaz ve ölümden korkmadığı için hayatı da korkusuzca yaşar.

Ben İslam'dan bunu anlıyorum, Allah'ın bize anlattığı da bu bence. Ve ben her gün öğrene öğrene öleceğim bir gün. O zaman bir insan gibi yaşadığıma emin olabilirim.

İşte bunlar benim düşüncelerim. Uçup gideceklerine burada yazılı dursunlar. Belki bir gün birinin ihtiyacı düşer.

Yazının sonuna geldik, bir sonraki kısımda yine Eminem'e bağlanacaz.

Çarşamba, Şubat 13, 2013

Akıl Kontrolü Nedir?

Yazdığım konuları ayrı başlıklarda ve bunları da kendi içinde bölüm bölüm almayı uygun gördüm.
Bu başlıkta akıl kontrolünü açıklayan bütün yazıları bulabileceksin. Yazdıkça buraya linkini ekleyeceğim.

Bölüm 1 - Nasıl Geliştirildi?

Nazi ve Monarşi

Bölüm 2 - Program Hakkında Bilgiler

Köle Hayatı






Pazartesi, Ocak 28, 2013

Beyonce - Sweet Dreams Analizi

Daha önce astral seyahat ile cinlerle iletişim kurduklarına dair bir yazı yazmıştım. Aynı konuyu bu klipte de görüyoruz. Konunun anlaşılır olması bakımından bu linkten önceki yazıyı okumanı öneririm. Zaten bütün konuların birbiriyle bağlantısı var ve hiçbir şey boş değil.
Beyonce'nin Sweet Dreams yani Tatlı Rüyalar isimli klibinde okültizm, akıl kontrolü ve cinlerin bağlantısı işlenmiş. Beyonce bu klibi çekerek kendi durumunu anlatmış. Bu şarkının ünlü olup da bizlere klibinin izletilmesi ise aynı durumu bizde de aksettirmek için yapılan bir hamledir.

Beyonce uyurken bir şeyden rahatsız oluyor. Cin onu rahatsız ediyor. Bu sadece cinin gelip bir insanı dürtüklemesi ya da ona vurması gibi bir şey değildir. Cinler cinsel bağlamda da rahatsızlık verirler. Bu sahne klibin ilk sahnesi, cinsel istismarı belli edecek şekilde yapmışlar.

Astral seyahata giriş buradan başlıyor. Görüntüyü bir ileriye bir geriye sarıyorlar. Geriye sarmak da masonik felsefede var olan şeylerdendir. Mesela tersten konuşabilmek gibi, şarkıların tersinde de mantıklı cümlelerin çıkması da yine bu öğretinin sonucudur. Geriye sarmaya başka bir örnek olarak bazı ayinlerin tersten yapılması verilebilir. Şeytan, Allah'a karşı geldiği için yapılması gerekeni değil tersini yapmış oldu. Bu yüzden öğretisine bunu da yerleştirdi. Zaten Satanizm'de de yasaklanmış ne varsa yapılması tek kuraldır. Böylece her şeyi tersten yapmış oluyorsun. Yani bir Satanist, bir Müslümanın tam zıttı işler yapar teknik olarak.


Beyonce'nin elbisesi siyah-beyaz parçalı. Yani ayrışım gerçekleşecek. Burada bir noktadan bahsetmek istiyorum, siyah-beyaz ayrımının akıl kontrolünde Alfa Programı seviyesine denk geldiğini daha önce de söylemiştim. Alfa'nın renkleri siyah-beyaz'dır. Genel kişilik ayrışımının seviyesidir. Tabi bu isimler rastgele seçilmemiş. İnsan vücudunda yayılan bazı dalgalar var. Kısaca değinip geçeceğim. Alfa dalgası da bunlardan biri. Yukarıda verdiğim dalgalar ortalama bir insanın Alfa dalgaları. Bunu ölçmek için elektroensefalogram yani kısaca EEG denilen bir cihaz var. Yani anlattığım tüm bu şeyler gerçek ve tıbba dayalı. Bir kısmı ise gizli, ancak gizli olması var olmadığı anlamına gelmiyor.



Aynı zamanda siyah-beyaz masonik öğretide iyi ve kötüyü simgeler. Bu sahnede bir ninni çalıyor. Bu ninni, hipnoza girmeden önce ritmik olarak köleyi etkilemek için yapılan bir ninni. Bazı korku filmlerinde de ninni kullanılır bolca. Mesela ben bir örnek vereyim, Insidious diye bir film var. Orada da akıl kontrolünün dibine vurdukları bir odaya girdiklerinde ninni çalıyor. Uzakdoğunun korku filmlerinde de hep ninni çalar. Bu akıl kontrolünün bir tetiğidir. O ninninin çalması korku dolu bir ortamda sanki hiçbir şey yokmuş gibi bir hava oluşturur. Ama aslında bu durumun daha da korkutucu bir hal almasını sağlar.

İşte Insidious filminde bahsettiğim o sahne. Ninninin çalmasıyla durum daha da garip bir hal alıyor. Oradaki adam da astral seyahat yoluyla o cinle bağlantı kurmaya çalışıyor. Bu sembolizmin aynı durumda her yerde kullanılması tabii ki tesadüf değil. Hem sonda gösterdiği kişinin gözbebekleri dik. Yani cin olduğunu göstermişler.

Beyonce'nin üzerinden uçan güvercin, onun ruhunu sembolize ediyor. Yani ruhu bedeninden çıkıyor. Solda vermiş olduğum resim Eski Mısır'a ait. Ba'nın yani ruhun vücuttan çıkışını temsil ediyor. Ba, bir kuş olarak tasvir edilirdi. Klipte de aynısı söz konusu. Ba, bir güvercin olarak gösterilmiş. Tıpkı resimdeki mumya gibi Beyonce yatıyor ve ba'sı bir güvercin gibi uçuyor.
Buradaki ruh, can değildir. Ruh ne kadar çıksa da ölüm gerçekleşmez. Yani yarı-ölüm kavramı vardır. İşte bu astral seyahattir. Ancak astral seyahat sanıldığı gibi ruhun bedenden çıkıp da istediği gibi dolanması değildir. Cinin hakimiyetine verilen ruh söz konusudur.

Yani uzun lafın kısası, cinin hakimiyetine girmek için yapılan bir takım şeylerdir bunlar. İnsanın vücudundaki bilinç durumu ortadan kaldırılır. Yarı uyku-yarı uyanıklık haline geçilir. İşte cinin hakimiyeti de bu noktadan sonra başlar. Ba'nın vücuttan soyutlanmasıyla astral seyahat dedikleri olay vuku bulur.



Beyonce'nin geldiği bu mekan ise rüyası. Beyonce çektiği acıdan dolayı bağırıyor ancak sesi gerçek hayatta duyulmuyor. Sadece bu mekanda, yani rüyada bağırabiliyor. Birçok kişi karabasan benzeri bir durumda çığlık attığını ancak sesinin duyulmadığını söyler. İşte bu durum tam da bu olayı anlatıyor aslında.

Ve farkettiysen, Beyonce artık beyaz değil siyah giyiniyor. Çünkü artık masum değil.



Görüntü yine tersten. Yani Beyonce şu anda tamamiyle rüyada. Arkaplanda da görüldüğü üzere bir gökkuşağı var. Yani gökkuşağının sonunda. Bilmeyenler için söyleyeyim, Monarşi akıl kontrolünde, kölelere hep gökkuşağının sonuna gitmesi öğütlenir. Çünkü çektikleri acılardan kurtulabilecekleri tek dertsiz yer orasıdır. Bu rüyada da bir nevi bu gerçekleşiyor. Beyonce, gökkuşağının sonuna doğru yol alıyor.

"Gökkuşağının sonuna gitmek" köleye, programcısı tarafından verilen bir komuttur. Bu komut Oz Büyücüsü Programında da yer almaktadır. Hatta Oz Büyücüsü filminde Dorothy'yi oynayan Judy Garland da "gökkuşağının sonunda bir yerlerde" isimli bir şarkıyı yine aynı filmde seslendirmiştir.



Bu sahnede Beyonce sırasıyla "turn the lights on!" yani "ışıkları açın!" diye bağırıyor. Ardından arkadaki iki dansçı görünüyor. Bu iki dansçı Beyonce'nin diğer alterlerini/karakterlerini temsil ediyor. Kölelerin birçok karakteri vardır ancak "ana 3 karakter"leri vardır ki bunların kişilikleri derinlemesinedir. Yani ana 3 karakterini göstermiş oluyor. O karakterlerin ise bekçisi olan cinler vardır. Cin beyne hükmedebilir ancak belli koşullar mevcutsa. Akıl kontrolü kölesiysen mesela. O karakterleri yöneten de cin olur artık.

Güneş Sembolizmi var. Güneş, tanrıyı simgeler. Ancak okültik öğretiye göre tanrı Allah değil, Baphomet'tir. Baphomet de Şeytan'dır. Yani tanrı olarak kabul ettikleri kişi Şeytan.
Ayrıca cin kelimesi ingilizcede demon'dır. Yunanca'dan gelmektedir ve aslı daimon'dır. Daimon aynı zamanda tanrı demektir. Buradan da cinleri ve şeytanı tanrı olarak gördüklerini anlamak mümkün.

Sonrasında ise (üstteki gife bakarsan bir daha görürsün) arkada güneşin olduğu yerden sağdan sola doğru beyaz bir at koşmaya başlıyor. Bu küçük ayrıntı sözlerle alakası olmayan yerde, hem de belli bile olmayacak bir şekilde neden oraya konulsun ki?

Beyaz at, Pegasus'tur. Pegasus, ruhun astral seyahatinde taşıyıcısı ve koruyucusudur. Yukarıdaki resimde de Pegasus var, ve gövdesinin altında bir gökkuşağı. Beyonce'nin klibindeki gibi bir gökkuşağıyla tasvir edilmiş olması da yine bir delildir sanıyorum. Ayrıca Jessie J analizinde de Jessie programa başladığında beyaz bir at gösteriliyordu.

Buradan sonra biraz da şarkı sözlerine bakalım.

Every night I rush to my bed
With hopes that maybe I'll get a chance to see you when I close my eyes
I'm going outta my head
Lost in a fairytale

Her gece aceleyle yatağıma giderim
Belki seni görürüm umuduyla gözlerimi kapadığımda
Kafamdan çıkıyorum
Bir peri masalında kayboldum




Beyonce'nin burada bahsettiği kafadan çıkma mevzusu şöyle açıklanıyor. Astral seyahatte vücudundan ayrılışın asıl merkezinin baş olduğu söylenir. Yani Beyonce'nin burada kafasından çıktığını söylemesi gayet yerinde bir tabir.





Bu bölgeye glabella adı verilir. Başın üst kısmında iki gözün ortasında burnun bittiği yerde bulunur glabella.

Ve yine ne tesadüftür ki üçüncü gözün açıldığı yer de tam burasıdır.

Üçüncü gözden biraz bahsetmek istiyorum. Yapılan meditasyon, yoga ve benzeri şeyler aslında astral seyahati sağlamak için yapılır. Ancak bunu evde öyle oturup lambaları kapatıp mumları yakarak yapamazsınız. Okültik öğretiyle üçüncü gözün açılması sağlanır. Bu da astral seyahat ile mümkündür. Astral seyahat için de bir cinle iletişim gerekir, sağlam iletişim için zaten masonlar kara büyü ritüelleri yapmaktadır.
Üçüncü gözün açılması aslında cinin görüşüne ortak olmak manasına gelir. Musallat olan cin, astral seyahat yapan insana kendisini bir tanrı olarak gösterir. Sonra bu insana yaşadıklarını gösterir. Hani hep denir ya "senin gözlerinden hayatı gördüm". Bu sözler Rihanna'nın Diamonds şarkısında da geçiyor. Cin kendi yaşadıklarını gösterir, insan da onu kendi hatıraları zanneder. Bu yüzden birçok kişi reenkarnasyona inanmaktadır. Bu çok önemli bir konu.

Cinlerin ömürleri bizimkinden uzun olduğu için çok eski zamanlardan anıları gösterebilir. Bu yüzden bu insanlar reenkarnasyonun gerçekliğine inanıyorlar. Aslında o kişinin bir cin olduğunu bilmiyorlar. Belki de cin ne demek onu bile bilmiyorlar. Kendi öz benlikleri zannediyorlar. Halbuki her şey büyük bir aldatmacanın sonucu.

Sözlere devam edelim.

Can you hold my hands and be my guide?
Clouds filled with stars cover your skies
And I hope it rains
You're the perfect lullaby
What kind of dream is this?

Ellerimi tutup rehberim olur musun?
Yıldızlarla dolu bulutlar senin göklerini kaplıyor
Ve umarım yağmur yağar
Sen kusursuz ninnisin
Ne tür bir rüya bu?

Rehberim olur musun dediği de, pegasus ile sembolize edildiğini anlattığım cin. Burada doğasal varlıkların da bir anlatımı var. Yine okültik bir inanış olan Güneş Mitolojisi var. Güneş mitolojisinde güneş, ay ve yıldızlar mühimdir. Zaten güneşe tapıyorlar ki güneş Şeytan'ı simgeliyor. Şarkıda "yıldızlarla dolu bulutlar"dan bahsetmiş. Yıldızlar, cinlere bir atıftır.

Şimdi burada sorulabilir ki "bu ne hep cin cin, o cini sembolize eder bu cini sembolize eder".  Ama zaten olay cinlerle alakalı. Şeytan bir cindi ve kendi ırkını üstünü gördü. Bu nedenle Hz Adem'e secde etmedi ve şimdi Ademoğlunu cehenneme sürüklemeye çalışıyor.


Dönelim konumuza... Alfa Seviyesindeki ninnilerden birisi de yukarıda videosunu verdiğim Twinkle Twinkle Little Star'dır. Orada da yıldızla tanışan bir baykuş var. O yıldız, cini temsil ediyor. İlk başta ona yaklaştığında biri ters biri düz duruyor. İkisi farklı dünyalardan çünkü. Ters olma durumundan yukarıda görüntüyü ters sardıklarında bahsetmiştim.

 Umarım yağmur yağar demesi de yine masonluktaki bir simgesel sözdür. Yani umarım beni hakimiyetine alırsın demek gibi bir şey oluyor.

Buradaki duruşu Leonardo da Vinci'nin meşhur çizimlerinden Vitruvius Adamı.


Resimde iç içe geçmiş bir daire ve bir karenin içinde duran bir adam vardır. Uzuvları ise bir açık, bir kapalıdır. Masonik öğretiyle yakından alakası olan bir resim bu. Masonluğun bir kere ana simgesi olan gönye ve pergel birer geometrik alettir. Yani anlaşılacağı üzere geometri masonlukta önemli. Aydınlanmanın bilim ve sanatlarda olduğu söylenir masonlukta. Bunun için inisiye olan masona bu öğreti verilir.

Bu resim de o öğretilerden birisi. Bu resmin yanındaki notlarda sıkça oranların kanunu ifadesine yer veriliyormuş. Oranların kanunu denilen şey, altın orandır. Altın oranın ne olduğunu açıklamayacağım, vikipedide bile var. Ancak kısaca şöyle söyleyeyim, Allah evreni bir düzene göre yarattı. Bütün ilimler ona ait, buna geometri de dahil. Onun ilminin üzerinden rant sağlanılmaya çalışılıyor. Bilindiği üzere şeytan denen kişi bir alimdi, bu ilimleri o zaman öğrenmişti. Sonrasında isyan edip kötü yolu tercih edince bu bilgileri kendi ilahlık ilanında sahte kanıt olarak öne sürdü.

Zaten masonlukta evreni yaratan ve düzenleyen farklı kişilerdir. Demiurgos evreni yarattı ancak Kainatın Ulu Mimarı onu düzene soktu denilmektedir. Hemen mealini vereyim, burada Demiurgos - Allah, mimar da şeytan oluyor. Aslında görmesini bilene şeytan bile ipucu veriyor, çünkü onun hilesi zayıftır.

altın oran
 Beyonce de bu masonluk öğretisine tabi olduğu için o da bunları öğrenmiş. Altın oranda, insan vücudu ve evren arasındaki benzerlik vardır. "Britannica Ansiklopedisi'ne göre Leonardo "insan vücudunun evrenin işleyişinin bir analojisi olduğunu" düşünüyordu. Bununla birlikte Leonardo'nun maddesel varlığı kare, ruhsal varlığı ise daire ile sembolize ettiği ve insanoğlunun iki yönünü çizimde bu şekilde ifade ettiği sanılmaktadır."

Kalın yazılmış kısmı ben yazmadım ama yazacak olsam aynısını yazardım çünkü masonik öğreti aynen bu yönde. Mesela maddesel varlık karedir, hatta platonik cisimlerden küp de dünyayı simgeler. Küp de aslen karelerden oluşur. Bu son bilgi Platon(Eflatun)'un Timaeus adlı eserinde geçiyor. Çünkü herkesçe tanınmış bu "aydın kişiler", felsefeciler, bilim adamları, sanatçılar vs. hepsi Illuminati'dendir.

sion tarikatının simgesi
Neden bunları alelade kişiler keşfedemiyor? Ben niye oturduğum yerden altın oranı keşfedemiyorum? Çünkü onlar da kendileri keşfetmemiş, masonlukta ilerledikçe öğrenmişler.

Örnek olsun diye Leonardo da Vinci'yi söyleyeceğim. Leonardo Da Vinci'nin; Fransa'nın, kuruluşu çok eskilere dayanan (1099 MS) Sion Tarikatı'na 1510-1519 yılları arasında üstatlık (Başkanlık) yaptığı bilinmektedir.

Zaten Sion Tarikatı da bir mason locasıdır, isim değişiklikleri fark yapmıyor. Adından amacı anlaşılıyor, Sion, bir dağdır. Bu dağın eteklerinde ise Vaadedilmiş Topraklar bulunur. Yani Yahudilerin Büyük İsrail'i kurmak istedikleri yer.

Hatta Leonardo'nun "Majiye Tapınma" diye bir tablosu var. Maji büyü demek. Sıradan bir insan maji nedir, nasıl tapılır ne bilsin?







Bu sahnede siyah ve beyaz ayrımının ayrı ayrı olarak başladığı görüyoruz. İlk olarak beyaz yani iyi Beyonce geliyor. Elinde tuttuğu da siyah-beyaz zebra deseni benzeri parçalı bir tül. Yanındaki iki siyah tül de yine kötü tarafı simgeliyor. Zaten klibin sahne arkası videosu var. Orada Beyonce, ruh benzeri bir görünüm yapmaya çalıştıklarını söylüyor.

Bu sahnede "turn the lights on" diyor, yani "ışıkları açın". Sonra görüntü geri sarılıyor. Yani ışıkların açılması gerçek hayata dönüş ve şu anda olduğu mekan gerçek hayatın tam tersi. O yüzden görüntü burada terse sarılıyor.

Yanındaki iki kişi Beyonce'nin diğer iki karakteri demiştim. Beyonce ellerini kaldırdığında yanındakiler de kaldırıyor.

Ayrıca bu görüntüyü yavaşça aldım ki siyah tüldeki gökkuşağı renklerini görün diye. Burası gökkuşağının sonu olduğu için burada bu renkler kullanılıyor. Anlaşılsın diye. Sonraki sahnelerde de aynı renkler kullanılmış ama onları da koymayayım, bu gifle yetinin.

Şimdi ise Beyonce siyah giyinmiş. Bu da kötü yanı. Yani ayrışım tamamen gerçekleşti. Yukarıya doğru bakıyor ve yüzüne ışık vuruyor. Çünkü masonlukta aydınlanıyor.

Sembolik 3 ana karakter gösteriliyor yine, 3 bölünmüş Beyonce alteri.

Yine 3 tane Beyonce gösteriyor, sonra yanındakiler değişiyor sonra yine Beyonce oluyor hepsi.
Yani hepsi aynı kişi. Sürekli bu ayrışım teması kullanılmış.

Arkada hipnoz döngüsü var. Bir akıl kontrolü ögesi daha. Adı üstünde hipnoz etmek için bir döngü ve bu döngü kölelere sonsuz gelir. Sanki içinde kayboluyormuş ve boğuluyormuş gibi.

Monarşi Akıl Kontrolünde en önemli tetiklerden birisi de aynalardır. Döngüdeyken Beyonce bir anda bir sürü aynanın arasına düşüyor.

Ve sonra her ayna sahnesinde olduğu gibi aynayı kırıyor. Çünkü karakterin meydana çıkması demektir aynanın kırılması.

Ayna kırılınca bu karakter meydana çıkıyor. Beyonce'nin her komuta itaat eden robot yönünü gösteriyor. Ayrıca robot gibi hareket ediyor.

Klibin son sahnesinde ise son kez "turn the lights out" yani "ışıkları kapatın" diye bağırıyor. Ve bunu derken de topuklarını birbirine doğru vurur gibi yaklaştırıyor. Program sona eriyor.

Aynısı Oz Büyücüsü filminde de vardır. Oz Büyücüsü, akıl kontrolünün köklü programlamalarından biridir. Öylesine basitçe çekilmiş film değil yani. Dorothy bu sahnede eve dönmek istiyordu. İyi cadı da ona topuklarını birbirine vurmasını ve bir cümleyi tekrar etmesini söylüyordu. Sonra Dorothy gerçekten de evine dönüyordu.

Bunlar köle için birer tetiktir. Dorothy'nin tekrarladığı cümle "ev gibisi yoktur"du. Beyonce'nin tekrarladığı cümle ise "ışıkları açın/kapatın" oluyordu. Topukları birbirine vurması da Beyonce'nin, Oz Büyücüsü Programlamasında olduğunu gösterir.

Sözlere son kez bakalım.

You can be a sweet dream or a beautiful nightmare
Either way I, don't wanna wake up from you
 Tatlı bir rüya ya da güzel bir kabus olabilirsin
İki türlü de senden uyanmak istemiyorum

Burada Beyonce cinden bahsediyor. Kötü de olsa iyi de olsa ona "tatlı" veya "güzel" diyecek. Çünkü onu bir kere efendisi olarak belirlemiş. Ondan uyanmak istemiyor.

My guilty pleasure I ain't goin nowhere
Baby, long as you're here
I'll be floating on air cause you're my, you're my...
Benim suçluluk hissettiren zevkim, hiçbir yere gitmiyorum
Bebeğim sen burada olduğun sürece
Havada süzülüyor olacağım çünkü sen benim...

"Suçluluk hissettiren zevk" demiş çünkü cinin onu istismar etmesi ona bu iki duyguyu da tattırıyor. İçten içe bunun kötü bir şey olduğunu bilse de karşı çıkamıyor çünkü aklı kontrol edilen bir köle. Cin, ona efendi olarak lanse ediliyor. O da ona bir bağ hissediyor.
Havada süzüldüğünü söylemesi bana ilk başta yataktaki havalanmasını hatırlattı. Çünkü bu cinin hakimiyetini simgeliyor. Yani burada olduğu sürece Beyonce onun kölesi.

---

Bu klipte ALFA ve TETA seviyeleri kullanılmış. ALFA kişilik bölünmesi, TETA da psişik programlamadır. Yani TETA ile astral seyahat ve cinlerle iletişim sağlanır. Tüm bu telepati, durugörü vs. mevzuları TETA seviyesindedir. Satanik kanbağından gelenlerde TETA Programlaması daha çok görülür çünkü onlar bu işe daha yatkındırlar. Almanya'daki toplama kamplarındaki deneyler sonucu genetik ile bu tip yeteneklerin aktarılabildiği sonucuna ulaşılmış.

Beyonce'nin Get Me Bodied klibine yaptığım analizde de Beyonce'nin kanla yaptığı anlaşmanın tarihi doğumgünü olarak gösteriliyordu. Yani Beyonce bu ortama doğdu. O da satanik kanbağından gelen ailelerden birine mensup. Ailesinden dolayı bu işin içinde.

---



En son olarak ise Beyonce'nin bu şarkısındaki gizli mesajın bir videosunu hazırladım sizlere. Şarkılar biliyorsunuz ki ters çevrildiğinde mantıklı ifadeler içerebiliyor.

Yukarıda çoğu kez söylediğim gibi tersten konuşmak satanik bir öğretidir. Bunu Aleister Crowley de söyler, hatta buna "Şeytan'ın Dili" der. O nedenle ters ifadeler genellikle satanik olur. Ancak tabi farklı amaçlar için de kullanılabilir. Ameller niyetlere göredir deyip kapatalım.


Sonuç Olarak

Umarım anlaşılır bir yazı olmuştur. Belki bazen ben anlatamıyorumdur, o yüzden bazı şeyleri anlamıyorsunuzdur. Anlasaydınız inanırdınız birçok şeye çünkü. Sert bir dille konuştuğum kanısının aksine gerçekleri söylediğim için sertmiş gibi geliyor. Uykudaki insana ninniden başka her şey ağır ve kaba gelir. Oysaki belki de dünyadaki en duyulası şeyi anlatıyordur anlatan.

Neyse, ben buradayım anlatmaya devam edeceğim. Anlaşabiliriz.
Herkese iyi ve kazançlı bir ömür diliyorum.