Redhack etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Redhack etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Cumartesi, Kasım 09, 2013

Dizi Parkı 2: Mutlak Küresel İdeolojinin Devrimi

Gezi Parkı olayını anlattığım yazının devamını yayınlıyorum şimdi. Bu sefer daha küresel bir analiz yapacağım. Ama başlamadan önce bir noktayı yine belirtmek istiyorum ki ben kimsenin yandaşı değilim. İster bozulun ister sevinin fark etmiyor, ben akpli değilim. Hiçbir zaman da olmadım. Erdoğan'la da uyuşan bir dünya görüşüm yok.

Ayrıca ağaçlar konusunda demagoji yapılacak son kişiyim. Benim bu hayattaki isteklerimdan birisi de çiçek ve ağaçlarla dolu bir bahçemin olması. Onlarla her gün ilgilenmek düşüncesi bile büyük bir dinginlik, yani aslında bunları konuşmak bile bana saçma geliyor. Hangimizin doğayı daha çok sevdiğine taş atan mı karar verecek? Geçelim.

Küresel analiz, evet. Önemli bir yazı bu bence. İlkinden bile önemli çünkü dünyanın her yerinde bizim başımıza gelenlerin aynısının yaşandığını anlatıyor. Ve bu "hazırlanan süreç" in gerçek olduğuna en büyük kanıtlardan. Ben dikkatli yazıyorum, sen de dikkatli oku.

Bu tip eylemler ilk yurtdışında yapıldığından dolayı ben ilk olarak occupy adı altında duymuştum. Artık herkes duydu occupy'ı ama duymak anlamaya yetmiyor. bu kelime bizdeki eylemlere "diren" adı altında geçti. Aslında occupy, "işgal et" anlamına gelir. Yani halkı kendi ülkelerine saldırmaya davet ediyorlar. Bunu yaparken de hep haklı bir neden buluyorlar.

Sen halksın ve %99'dansın diye ayaklanacak gücün olduğunu sana söyleyenler,

Aynısını Occupy Wall Street'te Amerikan halkına söylemedi mi sanıyorsun?

Senin V for Vendetta masken vardı da,

onların yok muydu?

Senin ünlün geldi de,

onlarınki gelmedi mi sanıyorsun?

Occupy hareketi öyle gezi parkında falan çıkmadı. Birçok ülkede bu hareket var. Google'ı aç ve "occupy herhangi-bir-ulke-ismi" yaz karşına gerçekten de çıkar emin ol.
 
Ülkemize Brezilya'dan, İngiltere'den, Almanya'dan vs. destek geliyor. Sen de unutuyorsun. Hemen kapılıyorsun ve unutuyorsun. Neyi mi?

Milletler, düşmanlığı unutmaz. Irkçı falan olmana gerek yok. Nasıl Yunanlıları denize döktüğümüzü kahramanlıkla anlatıyorsun değil mi? Neden şimdi bu ülkeler birden dostun kesildi? Yok İtalyan spiker de birkaç ağaç için mi sorusuna "Onlar Türk!" diye cevap vermiş. Varlığını da Türk varlığına armağan etseymiş iyiymiş. Onlar art niyeti olmadan kimseye su bile vermez. Ülkelerin diplomatik çıkarları uğruna ne kılıklara girdiğini de burada ben anlatmayayım. Biraz uluslararası ilişkiler araştırması yapın.

Ben sadece söylerim, dinlemek sana kalmış.

Hiçbir siyasi olaydan her ne hikmetse(!) uzak kalmayan Madonna tabii ki taksim için sevgilerini ve desteğini dile getirmiş. Elin yumruk oluşuna dikkat.

“Türkiye’deki şiddeti durdurun. Sevginin devrimine başlayın. Tolerans eşittir insan hakları ve saygı.”

Şimdi sen istedin ya hemen durduracaz bak, gerçekten. Yaa bir de "sevginin devrimi" şeklindeki isim tamlaması ilgini çekti mi? Devrim ne alaka acaba? Acaba(!)...


"Türkiye için dua et. qalpqalpqalp"

Çok samimi ve içten bir dua oldu, amin. Arkadaş bir de melek ya oradan da bir artısı var herhalde.

Tilda Swinton adlı oyuncu, "Dünyanın değerli vatandaşları, şu anda polis, hükümeti herhangi bir protesto edişte İstanbul vatandaşlarına vahşice saldırıyor." yazılı kağıtla poz vermiş.

Çok üzülmüşsün kıyamam. Ee peki sonuç? N'oldu kurtulduk mu? Yabancıların duymasına falan gerek yok ki bu yerel bir sorun değil mi? Niye yurtdışından destek alıyoruz ve rezil ediliyoruz? Arakan'daki, Doğu Türkistan'daki ÖLDÜRÜLEN insanlar için ne yapmış bu sanatçılar?

Peki, ortaya bir varsayım atacağım. Diyelim ki ben bir vatandaşım ve istanbul'da yaşıyorum. Baktım Taksim'de böyle böyle olaylar olmuş. Artık okuduklarıma dayanamıyorum ya da gaza mı geliyorsam, ben de modaya uyup meydanlara çıkıyorum ve parkımı savunuyorum. Powerpuff Girls yine dünyayı kurtarıyor ve sonra aradan belirli bir süre geçiyor, internette occupy hareketlerini araştırıyorum ve bakıyorum ki farklı nedenlerden ötürü bir sürü ülkede occupy hareketi var.

Ve eğer her şeye balıklama atlamayıp interneti sadece otlanmak için kullanmıyorsam bakın hangi bilgilere ulaşabiliyorum.

occupy yapılan ülkeler
Occupy dünya çapında bir hareket. Hangi ülkeninkine baktıysam nedeni ekonomik özgürlük, kapitalizme karşıtlık, politik baskılar vs. Buraya kadar tamam mesela bankalara karşı çıkalım deyin sonuna kadar varım. Hadi devasa bir eylemle kredi kartlarımızı kıralım. Yemez değil mi? Kapitalizme karşı çıkalım deyin sonuna kadar varım, ki zaten kimileri ayağında adidas elinde kolayla dolaşırken ben ve benim gibiler kapitalizme olanca gücümüzle karşıydık. Ama o da yemiyordu çünkü bir avuçtuk. Hala daha öyleyiz. Azınlık olarak çok daha güzeliz.

Bu arada aklıma geldi de Fransa'da Ermeni Katliamı kabul edildiğinde bazıları demişti ki Avon satın almayın da Fransızların aklı başına gelsin. Bunu ciddiyetle söylediler de bence güzel bir espriden ibaretti. Avon'un parası Yahudiye gidiyor Müslümanları öldürecekler deyince sorun değildi de bizim üzerimize iftira atılınca mı sorun oldu? Hayır Müslümanlar ölsün de bizim alnımıza leke sürülmesin.

Seks işçisi de orospular herhalde, demek ki artık orospulara da saygı duymamız gerekiyor. Sadece kadınlardan bahsetmiyorum.

Bizde de şöyle bir şey var; eylem yapmaya üşeniyorduk ama hazır madem eylem yapmışken ağaçlardan çıkan konuyu kürtaj, içki, lgbt gibi konulara bağlayabildik ve bütün eylemleri aradan çıkarttık. Hiç fena değiliz. Ben size bir şey söyleyeyim de inanın, yakında Türkiye'de eşcinsel evliliği serbest bırakılacak. Bu kadar. Zinayı suçtan çıkartmak hadi neyse ama eşcinselliğe izin veren Müslüman bir hükümet olamazdı Akp. İmajı çizilirdi. Halkı mecbur bırakabileceğin bir siyasi parti her gün ayağına gelmiyor ne de olsa. Şimdi baskı ortamı da oluşmuşken her şey hazır.

Bilgim yoksa bilgilendirin ama Erdoğan'ın homofobik bir söylem ya da tavrı mı var? Yoksa anayasal haklar için Erdoğan'a bir yüklenme mi söz konusu? Bunları gerçekten soruyorum çünkü ben homofobik bir yaklaşım bulamadım. Her neyse zaten her şey birden ortaya çıkabilir. Mesela ne zaman başörtüsü özgürlüğü konusunda siyasetten bağımsız bir söyleşiye girsen birden karşına eşcinsel hakları dayanır. Sanki eşcinsellerle bir zorun varmış, konunun alakası varmış gibi. Tamam zoru olanlar da var ama bu devlet değil, devlet lgbt'ye karşı değil.

Tabii Müslüman olanların eşcinselliğe karşı çıkacağı beklendiği için ortaya atılır bu laf. Ama hayır benim eşcinsellerin hayatına bir kastım yok. Ben eşcinsellik olgusuna karşıyım. Normal olan eşcinsellik olsaydı daha farklı bir yaradılış haritamız olurdu diye düşünüyorum. Kimisi bilime dayanarak genetik olduğunu söylüyor, varsın olsun. Eşcinsel doğmak ve hissetmek doğal, çift cinsiyetli doğmanın doğal olması gibi. Ancak eşcinsel ilişkiye girilmesi günahtır. Tanıdığım bir Müslüman eşcinsel ilişkide bulunsa ortak inancımız gereği onu uyarırım ama tabii ki öldürmem ve hayatıma devam ederim. Kuran'daki Lut Kavmi kıssası aleni yapılmasına karşıdır. Bulduğunuz yerde öldürün demiyor Allah. Günahın aleni veya kişisel olmasıyla orantılı bir şey bu.

Eşcinsellikten çok eşcinsellik özendiriciliğine karşıyım. Asıl mesele de bu zaten. Bir kimsenin eşcinsel olması değil medya aracılığıyla eşcinsel propaganda yapılması çok daha yanlış bir şey. Tüm bu akıl kontrolünde her şey aynı doğrultuda gider. Zaten daha öncesinde size masonlukta/akıl kontrolünde her cinsle her türlü ilişkiye girildiğini söylemiştim. Herkesin de doğuştan eşcinsel yönelimi yoktur ya. Düzcinselleri de sapık yapmak ve midesi ile diz kapağı arasına sıkışmış bir nesil oluşturmak için tüketime dayalı bir propaganda yürütülüyor. Tabii eşcinsellik özendiriciliği de bunun ayaklarından birisi. Lgbt'yi de kendi çıkarları adına kullanıyorlar uzun lafın kısası.

Aşk örgütlenmekse, Pkk bir tür Aşk Tanrısı olmalı.

Mesela benim anlayamadığım Diyarbakır ne alaka? Diyelim ki İstanbul'da çok Diyarbakırlı yaşıyor, tamam. Peki neden Kürtçe? Sonuçta mesaj vermek istiyorsan adamın dilinde konuşursun. Bence bu çok ilginç. Siz de düşünün. Bir tür ırkçılık falan da yapmıyorum, zaten sorgulamaların altyapısını anlayamayanlar bilindik tabirlere başvururlar hey seni ırkçı diye.

Mesela konusu açılmışken bir örnek vermek istiyorum. Başbakanın çapulcu kelimesi çok eleştirilmişti değil mi? Kefili değilim şahsının ama aslında başbakan şundan bahsediyordu;



Çapulcu = Anarşist
Hiç kaleyi içeriden fethetmek diye bir şey duydunuz mu?


Başbakan yaptığı şeyler ne olursa olsun tabii ki arkaplanda dönen dolapların farkında. Her siyasinin olduğu gibi. O nedenle bu işi kimin başlattığını da biliyor. Ya da sonuçlarının ne olacağını. Yoksa Irak'taki insanların ölüm kapısını açıp da Mısır'dakileri Rabi4 ile selamlama çelişkisinin başka açıklaması olamaz.

Neyse bu "çapulcu" kimseler halktan (ki kesinlikle sıradan vatandaştan geliyor olmayacaklardı) gibi görüneceklerdi ama halkın aleyhinde işler yapacaklardı. Bayrak yakmak ya da esnafı zarara uğratmak gibi mesela. Zaten eylemin kendisi halkın aleyhine.
Alın size sözüm ona devrimin yapıldığı bölgeden kapitalist görüntüler. Kapitalizm biziz zaten. Bankaları yok etsek bile başka bir ekonomik köleliğe bağlı kalırız. Çünkü her şeyden kendine pay çıkaracak insanlarız artık. Kapitalizmin bir canavar olma günleri bitti, bırakın ismi biraz daha yürüsün. Artık hepimizi birer fırsatçı paragöz canavar yaptığı için ona ihtiyaç yok.

Kapitalizmi giderecek şey de Komünizm değildir. Hoşlanmayanlar olursa daha hoş olur benim için ama ben ikisine de karşıyım. Bu senaryoyu ilk defa görmüyoruz. Efendim Doğu Bloğu vs. Batı Bloğu, Rusya vs. Amerika. Bunları gördük çoktan. Ne işe yaradılar daha fazla insanın ölümünden başka? Ama durun en heyecanlı olan bu kısmı en sona bırakacağım. Önce bir ısınalım.

Madem Bay V'nin buram buram Vendetta kokan maskesine denk geldik bırakın da yazayım gerçekte ne olduğunu. Bahse varım ergenler bilmez.

O maskenin gerçek yüzüne sahip olan insan Guy Fawkes diye bir adam. Meşhur filmi V for Vendetta'dan da bilindiği üzere parlamento binasını 1605'te yıkmaya çalışmış. Ancak başarısız olmuş.

Şimdi bu adamın amacı İngiltere'ye Katolik görüşü geri getirmek için hükümeti devirmekti. Yani meşru hükümete karşı olan bir kimseyi tanımlayan kavram Fawkes için de geçerliydi. Neydi o kavram? Anarşist?


Vatan haini olarak da nitelendirilen bir adam olan Fawkes nasıl olmuş ise Alan Moore diye başka bir adam tarafından çizgi roman haline getirilmiş. Tabii vatan haini olmak başka devrimci olmak başka. Neden? Çünkü öyle. Çünkü devrimciler halktan yanadır ve hükümet halktan değildir. Meclisler halktan gelen millet'vekilleriyle doludur ama onlar yine de halk sayılamazlar çünkü onlar kötüdürler. Kötüdürler ve Neptün'den gelmişlerdir. Öyle.

Sonuç olarak Wall Street'ten tut da bebeğim Arap Baharı'na kadar herkes bu maskeyi kullandı. Ama durun, Aman Allah'ım o arkadaki resimdeki adam illuminati!!!!!!!!!

İşte bu da çoğu insanın bir aptal göze odaklanıp devrimi görmezden gelmesinin tek cümlelik parodisiydi.

V'nin filmini gerçekten bu bülogda analiz etmek isterdim ancak üşeniyorum ve daha önemli şeyler olduğunu düşünüyorum. Zaten her neyi düşünüyorsam ondan daha önemli bir şey olduğunu da düşünüyorum. Bunları da geçecek olursak V meselesini kapayacağım. Filmin en bilindik sahnelerinden olan bu sahnede V şu yazının önüne geliyor. Meali ise; "Birlikten doğan kuvvet, inançtan doğan birlik". Kimse çıkıp da buradaki inanç yani faith kelimesini mesela özgürlüğe inanç olarak kaale almasın. Faith kelimesi öyle bir kelimedir ki diğer her şeyin iflahını keser ve tek bir anlama odaklanır. O da dini bir inançtır yani bizdeki tam karşılığıyla "iman" kelimesidir.

Şimdi bu dini inanç Yahudilik tabii ama her taşın altından çıksın diye aradığım Yahudilik değil. Ne demiş Erbakan, "Biz her taşın altında Siyonizm vardır demiyoruz ama Siyonizm de hiçbir taşın altını boş bırakmaz."

Diğer yandan unity yani birlik kelimesinin de masonlar tarafından sıkça kullanıldığını bilenler bilir. Bu onların birbirine sürekli birader/kardeş diye hitap etmelerinin ve ne olursa olsun yardım etmelerinin bir tezahürüdür. Birlik içerisindedirler. Amerikan dolarından tanıdığımız kartalın üstünde ne yazdığına bakın. Latince "e pluribus unum", yani "birlikte çoğalmak ve çoğalarak birleşmek". Anlayacağın birlik halinde her yere yayılmak. İşte V'nin imanı bu.

Yazının altındaki iki çizgili haçın gözünüzden kaçmadığını umuyorum. 33. dereceye ait masonik bir simgedir ve anlamını muhtemelen Demirel benden iyi bilir ve fakat yine de söyleyeyim ki V'nin arkasına aldığı bu simge onun kim olduğunu ve neye hizmet ettiğini açıkça belli ediyor. Clarifies.

Yani misal ne var V özgürlük için savaşıyor. Peki o halde neden o maskenin altında bir fikrin yaşadığını söylüyor? Bu sadece İngiliz parlamentosuna karşı yapılan bir fikir hareketi değil. Çünkü Guy Fawkes'un orijinal eylemi Katolisizmi geri getirmek için yapılmıştı. O halde Hollywood'un V'sinin de Katolik olduğunu mu söyleyeceğiz? O faşizme karşı savaşıyordu. Peki o zaman o hiç ölmeyen fikir nedir? Anarşi mi? Ben derim ki anarşist olabilirsin ama anarşistsen asla iktidar olamazsın. Yermekten değil de açıklığa kavuşturmaktan bahsediyorum. Çünkü sürekli yıkmaya programlanırsan nasıl kurmayı öğreneceksin? Clarified.



Filmdeki faşist lider.
Sonra da çözüm diye Komünizm, Sosyalizmle gelecekler. Faşizmin karşıtı neyse o. Her zaman siyah-beyaz zıtlığında işler bu işler. Bak ne diyeceğim buraya bak rastladıysa gözlerini çekme okumaya devam et. Çünkü en önemlisi bu. Hiçbir şey öğrenmediysen, anlamadıysan, katılmadıysan bunu idrak edebilirsin yine de. Bu simgelerin hepsi taktiklerle alakalıdır. Masonluktaki siyah-beyaz damasal zemin evet tanrı-insan, kadın-erkek zıtlıkları anlamına gelir ama hepsinin gizemli bir taktiksel içeriği vardır. Düşük seviyeli masonlar bilmez.

Siyah-beyaz ise zıtlaştırmak, kutuplaştırmaktır. Dünyada faşizm hüküm sürdü şimdi sıranın Komünizme gelmesi planlanacak. Neden hep ikiye bölünüyor her şey? Zıtlık olmalı, siyah-beyaz. Dindar-Kemalist gibi, Türk-Kürt gibi. Aslında çok normal geçinmesi gereken insanlarız ama bir gün dindarlar bir gün Kemalistler kullanılıyor. Çünkü bu kavramlar da kasıtlı olarak üretildi. Kemalizmi öne süren ilk kişinin bir Yahudi olduğunu biliyor muydun? İsmi Moiz Kohen ama Tekin Alp olarak er meydanına çıkmış bir kişilik. Tekin Alp he? Ağır Türk hem de Atatürk'ü seviyor ne zarar gelebilir ki öyle birinden? Bizden gibi görünüp bizi bölmesinin haricinde diyorum...

Bir de filmde medyayı devirmeye çalışıyordu V. Televizyon yayınlarını hackliyordu. Benim eylemler süresince gülmek istediğim bir şey oldu. O da insanların medyanın yanlı olduğunu söylemeye başlamasıydı. Yeni farketmişlerdi herhalde çünkü bugüne kadar onlara hizmet ettiğinden dolayı olsa gerek kimsenin sesi çıkmıyordu. Neyse bakın ben normal kimselere laf atmıyorum. Sen de %100 vatandaşsındır ve eyleme kendi fikirlerinden dolayı katılmış olabilirsin ama bu herkesin senin gibi olduğu anlamına gelmez. Yok kırmızılı kadınmış yok bilmem ne. Bunların hepsi kasıtlı.


Herkes bir anda aktivist oldu. İsrail'in Mavi Marmara'da şehit ettiği vatandaşlarımız için ne yaptınız? Yılların direnişi İntifada'yı kaçınızın ruhu duymuş? Ne diyordum; medya. Medya taraflıdır ve tarafı da Siyonizmdir. Akp, Chp ya da cCc değil. Siyonizm nasıl bir oyun isterse kepçe kazanı öyle karıştırır.

Geçen Redhack'in filmini mi ne çekmişler ona biraz baktım da. Neyse fikirlerimi aktarmadan nesnel yaklaşırsam anladığım kadarıyla hahaha Müslüman değiller ve "100 Yıl önce içinde şeytan var diyenler bugün amblem yaptı. Haliyle bizi anlamaları için 100 yıl daha beklememiz lazım." şeklinde bir konuşma şirinlemişti içlerinden bir arkadaş. Sanırım burada "ampulün içinde şeytan olduğunu" söyleyen kesim İslami kesim oluyor ve Akp onların torunu olarak görülüyor. Sonuçta 100 yıl önce bu sözü Erdoğan'ın söylemesine imkan yok.

Haa bir de Müslümanlar geri kafalı değiller ampulün içinde şeytan olduğuna inanacak kadar aptal değiller ki öncesinde de kandil kullanılırdı. Onun da mı içinde şeytan vardı? Ayrıca en iyi bildiği şey şirin çileği toplamak olan arkadaşlarımızın konuşmadan önce araştırmalarını ve asıl içinde şeytan olduğu tartışılan şeyin ampul olmadığını öğrenmelerini tavsiye ederdim.

Hem ben de olsam ampul diye simge seçmem orası bambaşka bir konu zaten. Ama Akp yönetiminden hoşnut değilsin diye de tüm bir İslam alemini salak yerine koyamazsın. En doğrunun sen olduğun düşüncesine kapıldığın için de ampulü icat eden aydın kitleyi de sen temsil edemezsin. Teşekkürler.



Neyse bu konuyu da geçersek nihayet asıl bahsettiğim ve geleceğimi söylediğim konuya geliyorum. Gerçekten de okuduğuna değer.

Öncelikle girizgah yaparsam daha iyi olur, Albert Pike diye adam var. Üst düzey bir Siyonist kendisi. Ağır mason, ağır luciferian falan filan... İşbu satanist adamın yıllar önce kaleme aldığı bazı planları aşağıda alıntıladığım yazıdan okuyabilirsin. Biraz tanıdık gelecek. Bir de önemli gördüğüm yerleri de highlight yaptım, Türkçesi neydi bunun? Vurgulamak. Vurguladım.

Evet şimdi de hikayenin yaşanmamış sonucundayız. Şaşıranlar olabilir, ben ilk gördüğümde hiç şaşırmadım. Çünkü hiçbir şey tesadüfi değildir, dünya savaşları da pek tabii kurgulanmıştır. Franklin Roosevelt'ın de dediği gibi; "Siyasette hiçbir şey tesadüf değildir. Bir şey vuku buluyorsa o şeyin önceden planlandığından emin olabilirsiniz."

Albert Pike'ın yazısında vurguladığım yerlerle ilgili de birkaç bir şey söylemek istiyorum. Lucifer'dan aldığı mesajlarla tüm bunları yürürlüğe koyduklarına göre ilk çıkarımımı söylüyorum;

- Tüm bu şeylerin arkasında Şeytan'ın olduğu bir gerçek.

Her şey son düzen için yapılıyor. Tüm savaşların nedeni güçlü Amerika değil. Güçlü Avrupa ya da güçlü Çin değil. Bunlar birer vasıta. Dünyanın dört bir yanında harıl harıl çalışan üst kademedeki biraderlerin amacı Tek Dünya Devleti. Tek Dünya Devleti gelirse ne olacak peki, bizler hamster değiliz ya? Onun cevabı da şu oluyor güzelim;

- Tek dünya devletinin amacı aslen Yahudilerin vaadedilmiş topraklarla başlatacağı, ve başlangıçta Rab Yehova'nın planının sonlandırılacağı son zaman başlayacak. "Altın Çağ" Çünkü Yahudileri Rab seçmiş falan filan. Çünkü Rab diğer milletlerden nefret etmiş. Ama Rabb'im ben sana ne kötülük ettim ki? :((((( ahaha

Bütün akımları tek tek bitiriyorlar, bunlar işe yaramaz düşüncesi tüm dünyada baş gösteriyor plana göre. Mesela faşizmin işe yarayacağını düşünenimiz var mı? Oysaki bu bir ara çok modaydı ülkeler hep diktatörlükle yönetiliyordu. Soru geliyor, tek bir kişinin mutlak hakimiyetinin zıttı nedir? Herkesin eşit olması; komünizm.

- Komünizme ihtiyaç var, o yüzden şirinlememizi istiyorlar. Son çare "eşitlik" olmalı. Ben adaleti, eşitliğe yeğlerim.

Ve din alanı... Din muhteşemdir değil mi? İnsanlara onu olumlu veya olumsuz göstererek olumlu veya olumsuz her amaca kullanabilirsin. Din, bulunmaz Hint kumaşı gibidir. Şimdi bir de insanlar dinin istismar edileceğini biliyorlar ya, o yüzden;

- Din varsın olmasın. Böylece inançlarımızı sömüremezler. Şey gibi bu; bütün paramızı sokağa atalım, böylece eve hırsızlar giremez. Akşama ne yiyeceksin?


Ve nihayet dinler silindiği gibi dinsizlik de silinmeli. Çünkü temelde aslında din, vardır. Haa ama yani kimin dini artık bu? "Yahudilik mi?" mesela ilk akla gelen. Yok onlar da değil. Neymiş? Satanizm, Lucifer'ın ışığı. (Yahudi alimleri olan Rabbiler ve kıdemli Sanhedrin, Satanist'tir.)

- Evet, repeat after me; tüm bu şeylerin arkasında Şeytan'ın olduğu bir gerçek.

Demek ki neymiş Şeytan gerçekten de bize oyun oynuyormuş. Şeytan ambalajcıdır a dostlar. Hep yeni bir paket çıkarır karşına. Peki sen her gün yeni kıyafetler giymek istedin de hiç eskidi la bu diye bedenini çöpe attın mı?

İslam, Orta Çağ'da kaldı pufffs çok eski, banal diyenlere de bir haberim var. Biliyor musunuz, Orta Çağ'ın sonunu getirip Yeni Çağ'ı açan da İslam'dı. Peygamberin müjdelediği bir Fatih vardır tanırsınız çok sevdiğiniz şehrinizi size açan? Ha işte o Müslüman'dı. Ve İslam'daki o pek beğenmediğiniz cihad adına fethetti orayı. Bilginize.

Son olarak; Erdoğan'ın faşizminden(!) söz edileceğine Erdoğan'ın şu yönünden bahsedilsin.

"Dine uymayan idareciler zuhur edince, anarşi çıkar, millet birbiriyle boğuşur." [hadis/Beyheki]

Perşembe, Temmuz 04, 2013

Dizi Parkı

Direkt olaya giriyorum hazır mıyız?

Eğer ortada bir olay söz konusuysa ilk soru o olayın ne olduğudur. Taksim olaylarının ne olduğunu ise açıklayamayız. Çünkü onu meydana getirenler bile ne olduğunu bilmiyor. Bazı görüşler ortaya atılmadı değil.

- Önce denildi ki biz ağaçlar kesilmesin istiyoruz.

- Sonra denildi ki biz Atatürk çocuklarıyız.

- Nihayet denildi ki faşist hükümet istifa etsin.

Hiçbir absürd komedi bile birbirinden böyle bağımsız bir olay örgüsü bulundurmaz. Bunu çözümlemeliyiz. Çünkü bu önemli bir konu.

Ben taraf falan değilim. Ne görürsem onu söylüyorum. İnandığım herbir şeyi sonuna kadar öğrenmeye çalışıp da içimi rahat ettirdiğimde inanırım. Ak partili değilim. Chpli de değilim. Komünist de değilim. Yandaş bir savunma yapmayacağım kimseye yani, eğer aradığınız bir tür parti sloganıysa şimdi hemen bu sayfayı terk etmekte özgürsünüz.


olay örgüsünden sonra gelelim hikayenin kahramanlarına. birçok gruplaşma var ama bireysel bazda düşünürsek her zamanki gibi olay halkın omuzlarına yıkılmış. halkı ateşleyen terör örgütleri olmaz, en azından direkt olarak. teröristler işlerini endirekt halleder. şu durumda halkı örgütleyip çeşitli illerde ayaklandıranların sanatçılar olduğunu görmek çok mümkün.

bu blogda ünlülerin akıl kontrolünde olmasıyla ilgili yazdığım her yazıda onların böylesine kukla gibi kullanılıp köleleştirilmesinin tek amacının halkı yönlendirmeleri olduğunu söylememiş miydim? işte şimdi de alın size bariz bir örnek nasıl halkı yönlendiriyorlar.

sanatçılar taa olayın başından beri ne demişler...

Diyor ki mesele Gezi Parkı değil, anlamadın mı? Sana soruyor, sana! Hala anlamadın mı diyor.

Peki ne anlamalıyız? Ağaçları korumak için başlatılan bir kampanyada en büyük destekçilerden birisi mesele ağaçlar değil diyorsa mesele gerçekten de ağaçlar değildir. Tabii oraya halktan ağaçlar için gidenler var, ancak bunlar azınlıkta. Asıl gidenlerin amacı örnek a'da görüldüğü gibi ağaçlar değil.

Bir gösteriye bir insan bir amaçla gider. Ağaç direnişinde başka bir amaç ne olabilir?

Ya gerçekten provokatörlük yapmaya, ya da akp'yi devirmeye. Hayır yani eğer başka bir amaç olabilitesi varsa Alabora kendisi çıksın söylesin.
Birkaç gün sonra gerçekten de bir açıklama yapıyordu. Ama bu sefer de mesele'nin ağaçlar olduğunu söylüyordu. Özetle şöyle diyor; "gezi parkına ağaçlar için gittim, ağaçları korumaya. ama tabii mesele ağaçlar değil. sen anlamadın galiba?"

Evet, dediğinden hiçbir şey anlamadık.

Yok eğer de bu tweetleri halkı kışkırtmayan ve yönlendirmeyen tweetlerse kendisi yine bir paradoksun içerisinde. Ve hayır, hala net bir ifadesi yok. ifadesi, ifadelerinin çarptırılmaması gerektiği yönünde. çarpık şeyi çarpıtamazsın ki zaten. neyse.
herkesi doğa için çağırdım diyor ama "mesele gezi parkı değil, hadi gel" diye çağırmamış mıydı? hatam varsa söyleyin.

Bir de sonra Okan Bayülgen diyor ki fikrini değiştirebilir.

Ama o fikrini değiştirmediğini söylüyor.

Okan Bayülgen, "mesele ağaç meselesidir" diyor.


Ama aksini iddia eden birini destekliyor ve buna karışamayacağımızı söylüyor.

Ortada karışan bir şey varsa o da halkın kafasıdır. Madem ağız birliğiyle konuşamayacaksınız, konuşmayın. Ama pardon zorundasınız değil mi? Pardon, tamam.

Ayrıca da dostumdur dediği kişinin adı Mehmet değil, Memet. Çok yakın dostuymuş belli. Memet, evet Memet. Hmm, hadi devam edelim.

Yalnız tam buralarda işin boyutu değişiyor. Bilmem farkında mısınız ama herkes provokatörlerin varlığından bahsediyor. Erdoğan sürekli provokatörlerin oyunlarına gelmememiz gerektiğini söylüyor. Sanatçılar yakıp yıkan provokatörlere dikkat edin diyor. Halktan birçok kişi de twitter'da provokatörlerin bizi oyuna getiremeyeceğini yazmış. Ama benim sorum şu; sen değilsen, ben değilsem, kim bu provokatörler?

Provokatörler var ve asıl "eylemi" de onlar yapıyor. Ama kim bu provokatörler ya? Bunu hiç düşündün mü? Ya da dur birkaç bir şey göstereyim sana. 
Bdp bayraklarıyla gelmişler. Bdp, bak B-D-P. Sen bu fotoğrafa ses çıkarmazsan yarın onların dalganan bayrakları altında zafer türküleri söyledikleri günlerin hayalleri gerçek olur. Bu dediğimi de hiç küçümseme. 24 milyon metrekarelik Osmanlı yıkıldı, dünyanın ve ülke sınırlarının bu kadar küçüldüğü bir zamanda kimse kendine fazla güvenmesin.

Bu demek değildir ki savaşı başlamadan kaybettik, bu ülkeden Nene Hatunlar yine çıkar. Ama vatan toprağı bir kez daha bölünecek olursa (ki Allah korusun) bu sefer baban kim olur gerçekten de bilemezsin.

Yalnız neden hep Che? Anlatsın biri bana lütfen. Neden bir Fatih bayrağı ya da bir Atatürk bayrağı açılmıyor da ne zaman sözüm ona bir özgürlük zımbırtısı çıksa hemen Che bayrak, rozet ve alıntıları da beraberinde geliyor? Che, Türk mü ki? Irkçı olduğumu falan da sanmayın bütün konuştuklarım boşa gider.

Demek istediğim şu. Che özgürlük yanlısı falan harika tamam mı? Tamam. Ama bu adam bugün yaşasaydı senin ülkene de karşı bir politika izleyecekti. Sonra manşet atıyorlar "çok güzelsin Türkiye" falan diye fotoğraflardaki sembolik ya da gerçek kişilerin hiçbiri Türk değil. Öyle ya, zaten gezi'nin ideolojisi de Türk değil.

Pardon, Atatürk resmi niye yok demiştim ya onu unutun. Bakın burada ne tür bir rezalet var.

Mustafa Kemal Atatürk, her nasıl bir karaktere veya ideolojiye sahip olursa olsun, günümüzde Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni yani benim ülkemi temsil eden adam değil midir? Kurucu unvanı yok mudur? Nasıl olur da Atatürk resminin yanına, üzerinde yaşadığı toprakların devletine ihanet eden ve var olmayan bir devletin lideri olduğu iddia edilen Apo denilen kişiyle yanyana resmi açılır?
Benim aklım bunu almıyor. Bu mümkün değil. Bir insan isterse Atatürk'ü sevmesin, isterse ona ve görüşlerine zıt bir zihniyette olsun hiç farketmez. Atatürk'ün asıl hizmeti o sağdaki kırmızı bayrağım değil midir? Uluslararası ve yerel bakış açısı bu değil mi? Burada amaçlanan aslında Türkiye yanında bir de Kürdistan kurulmasını meşrulaştırmaktır. "Bakın bu sizin kurucu lideriniz bu da bizim kurucu liderimiz." demektir.

Bu toplumsal hareketler devletlere darbe olsun diye yapılıyor, uyuma. İkinci yazıda bunları açıklayacağım.

Tabii diğer "halkın yanındaki" ideolojiler de bu fırsatı kaçırmak istemediler. Emekçi Hareket Partisi bayrağı. Hee tamam da o bayrağı açınca eline ne geçti? Gezi Parkı değil artık olay, partiler ve örgütler geçidi.

Olay en başından beri siyasiydi, öyle olması planlanmıştı. Sen bunun böyle olduğunu bilmiyordun. Zaten sen "direniş var dediler geldik" modundaydın.

 Şunu da söyleyeyim; occupy hareketinin sembolü yumruk ve de bu halkçı görüşlerin sembolü de yumruk. Aynı zamanda halkı ve çalışanı/işçiyi temsil eden orak ve çekiç sembolleri de ortalıkta dolanıyor.


Neden halkçı ideolojilerin sembolü "yumruk"la, occupy hareketinin sembolü aynı "yumruk"?

Sembollerden o kadar bahsediyorum. Bu, bu demek; şu, şu demek diye. Alın size sembolleri çözebileceğiniz aktif bir saha. Sembolleri üreten kaynak selamını yolluyor bizlere. Occupy bir halk hareketi, o yüzden onun sembolü "yumruk" olacak. Bu sadece Türkiye'de değil her yerde böyle. Tek tek koymayayım buraya, internette araştırıp bulabilirsiniz zaten.

Duyabiliyormuş gibiyim, ne olacak sembol varmışsa dediğini. Kardeşim bak şimdi sokakta üniformalı bir çocuk görsen ne dersin? "Bu çocuk okula gidiyor." dersin. Çocuğun üzerinde herhangi bir arma görsen ne dersin? "Bu çocuk bilmem ne okuluna gidiyor." dersin. Bunlar senin o anki sembolik bazda düşündüğün şeylerdir. Mason üstadı Remzi Sanver ne diyor bak şimdi beynini kanalize et, bir anlamaya çalış.

"Sembollerle düşünme geleneği insanlık tarihinin önemli geleneklerinden biridir. İnsanların sembolleri bir takım ritüelleri kullanmak yoluyla duygulanmaları. Bunlarla ilgili entelektüel alışverişte bulunmaları, bu çok evrensel bir yöntemdir. Aslında masonluk da bu yöntemlerin tatbikçilerinden bir tanesidir.

Buradaki ana fikir sembollerle düşünmeyi bilmektir, şunlar masonluğun sembolüdür bu değildir gibi bir anlam yapmak. Daha ziyade inşaat geleneğinden gelen pergel vardır, gönye vardır. Masonluğun bunları değerlendirişi tamamen sembollerle düşünme esasına dayalıdır.
" (Fatih Altaylı / Teke Tek)
yani bu eylemlerin sembolünün yumruk olduğunu gören masonlar bu işin arkasındakilerin kim olduğunu ve ne amaçla yaptıklarını anlayabilirler. bakın bir mason üstadıyla aynı şeyi söylüyorum. yanılıyor olamam değil mi? şimdi aklındaki diğer soruya gelelim: "Ne yani taksim olaylarını masonlar mı başlattı?"

Mason tabiri bence biraz yavan kalıyor bu tür olaylarda. Yani tam ifadesi değilmiş gibi, ihata edememiş gibi. Bu işlerin arkasında: küresel güçler ve onların Türkiye'de kurdukları uzantılar var.

Fotoğraftaki sapanla polise taş atan kadın, 53 yaşında DHKP-C mensubu olduğu iddia edilen Emine C. çıkmış. Sadece bu kadın değil, yanındaki birkaç genç erkek de sapanla taş atıyor.

Toma su sıkmadığı halde neden ona taş atıyor? Eğer toma su sıkıyorsa neden oradan gitmek yerine taş atarsın ki? Sen ona taş atarsan o da sana su sıkacak ve kavga alevlenecek, çatışma haline gelecek. Gelmedi mi zaten? Neden sadece sakin kalamıyoruz? Kendimizi kontrol edemiyoruz? İnsanın en çok da gergin anlarda sukünetini koruması gerekir. Ama bu kadının amacı zaten toplum çıkarını gözetmek yerine olayı rezil etmek olduğu için o bu insani özelliklerden muaftır.

Burada tomayı kullanan kişiyi haklı çıkarmaya da çalışmıyorum. Haklı haksız meselesi yok ortada. Ne olur mantıklı yaklaşmaya çalışmamı anlayarak sen de iyi niyetle yaklaş. Benim söylemek istediklerim polis-sivil ya da halkçı-faşist kavgalarının ötesinde bir şey. Bunlardan daha geniş bir kapsamda değerlendiriyorum. Çünkü bu olayı ancak bu çerçevede anlayabiliriz. Yoksa da oyuna gelmişlerden bir başkası daha oluruz. Bir tane daha fazla. Çözümde rol alacağına sorunda yer alan bir kişi daha. Bu böyle olmasın.

Kadının örgüt üyesi olmadığını, haberin fake olduğunu söyleyenler de olmuş. Peki bunlar da mı çok masum? Haberi aynen yazıyorum.

"Şişli Ramada Otel civarında üzerlerinde doktor kıyafetleri ile gözaltına alınan sahte doktorlardan birinin farklı mekanlarda şarkı söylediği ortaya çıktı. Gezi Parkı eylemlerine doktor önlüğüyle katılan ve gözaltına alınan 3 kişi adeta birer suç makinesi çıktı. "Doktorlar gözaltına alındı" şeklinde farklı basın yayın organlarında yer alan haberlerin ardından İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu twitter aracılığıyla açıklama yapmış ve gözaltına alınan bu şahısların doktor olmadıklarını açıklamıştı."

Yani işin özeti şu; Şişli'deki otelin orada birkaç doktor gözaltına alınıyor. Dedirtecekler ki "hain polis yardımsever doktoru gözaltına alıyor". Her zamanki demagoji. Twitter'da da görmüştüm, "tanımadığınız kişilerden su almayın polis bayıltıp fişliyor." şeklinde dandik birtakım masallar da uydurmuşlar. asıl komik olan insanların buna bir de inanıp RT etmeleri.

Sonra fotoğraftaki sahte doktor olan şahıs şarkıcı Ali Eren çıkıyor. Bu da haberin devamı:

"Şişli Ramada Otel civarında üzerlerinde doktor kıyafetleri ile gözaltına alınan kişilerin Emniyette sorguları devam ediyor. A.R.K. (38), Y.E (22) ve F.T (21) üzerlerinde doktor elbiseleri ile göstericilerin arasına karışmak isterken, polis tarafından şüphelenilerek gözaltına alınmıştı. Bu A.R.K'nin 7 adet hırsızlık, 1 adet tehdit, 1 adet yaralama suçlarından kaydının bulunduğu ve devam eden davalarının olduğu belirlendi. Henüz 22 yaşında olan Y.E ise beden ve ruh sağlığı bakımından kendini savunamayacak bir kişiyi öldürmekten yargılandığı, cezaevindeyken 6 kez firara teşebbüs ettiği 2 tehdit kaydının bulunduğu öğrenildi. Y.E'nin ayrıca asker firarisi olduğu da ortaya çıktı. 21 yaşındaki F.T'nin ise terör örgütüne üyelik, terör örgütü propagandası yapmak, suç eşyasını satın almak, tehdit, örgüte yardım, kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçirmek suçlarından soruşturma geçirdiği ve tutuklu yargılaması devam ettiği dönemde Amasya-Van-Hakkari cezaevlerinde yattığı tespit edildi."

Bu da başka bir haberden:
"Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Gezi Parkı eylemlerine ilişkin önemli tespitlerde bulundu.

Başkent'te 23 göstericinin tutuklandığı soruşturmaya ilişkin hazırlanan fezlekede DHKP-C ve MLKP'nin de aralarında bulunduğu sol terör örgütlerinin faaliyetlerine dikkat çekilerek şu ifadeler kullanıldı: "Eylemleri fırsat bilen 10 terör örgütünün gösterilere katıldığı ve eylemleri bir kalkışma haline getirerek etkin oldukları gözlemlenmiştir. Eylemleri kontrol altına alarak kendi amaç ve ideolojisine kanalize eden terör örgütleri, şiddet eylemleri ile tehdit unsuru haline gelmiştir."
DHKP-C ve MLKP gibi örgütlerin PKK bağlantısı olduğunu ve hepsinin aynı amacı gerçekleştirmeye çalıştığını anlatmaya gerek?

Hem zaten örgüt üyesi olmasına da gerek yok kimsenin. Kamu malına zarar veriyorsan teröristten ne farkın var? Yakıp yıkıyorsan teröristten ne farkın var? Onların da yaptığı halka zarar vermek değil mi?

Ağaçların kesilmesiyle siyasi görüşlerin ne alakası var acaba? Deniz Gezmiş de mi Gezi Parkı'nı çok severdi? Boyun eğme yazısının altında "şimdi anarşi zamanı" yazıyor. Evet sizin niyetiniz belli. Yine tekrar edeceğim ben burada sıradan vatandaştan bahsetmiyorum. Galeyana getirenlerden bahsediyorum. Küresel güçlerden bahsediyorum. Temiz niyetleri kötü amaçlara dönüştürenlerden bahsediyorum.

Başbakana küfretmek mi "haklı ağaç davası"? Ağaçları koruyun ben buna niye bir şey diyeyim? Ama sen gidiyorsun, kamu malına zarar veriyorsun üstünü boyayıp yazı yazıyorsun. Yazdığın da bir şey olsa. Melih Gökçek'e ya da başbakana küfretmek cahilliktir. Şahsen ben de onların partilerini ve izledikleri politikayı hiç mi hiç tasvip etmiyorum. Ak Parti'nin çizgisine karşıyım ama küfretmekle sonuca varılmaz. Bu taraflaştırmadır, kutuplaşmadır. Başbakanın politikasına karşı olmak onun şahsına küfretmeyi gerektirmez. Böyle bir bağdaştırma yok. Herkes kendi seviyesini belli eder.

Ayrıca sağcı - solcu meselelerinin olduğu ve yine gençlerin sokağa dökülüp spreyle duvarlara veya buldukları nesnelere birtakım görüşlerini yazdıkları 80'li yılların aynı tiyatrosunun bugün de oynandığını görebiliyor musunuz? Yine aynı hataya düşürüyorlar bizi. Bu gaza tekrar geliyoruz. Tarihi tekerrür edecek kadar düşüncesiziz.

Yine her yerde anarşi işaretleri. Çarşı grubuna atfedilerek yapıldığı sanılıyor. Çarşı her şeye karşıysa vandalizme de karşı olsun bir zahmet. Bu arada sol üstteki vamos yazısına da koptum. Sanki İspanya'da yaşıyoruz. Hayır yani eğer Ntv'nin aracına onlara ders olsun diye zarar verecek çılgın bir gençsen tamam bir şey demiyorum. Onlar bunu hak ediyor ama bir tane arabayı bu hale çevirmekle de orada ismi geçen şahsa hiçbir zarar getiremezsin ki. Büyük düşünemiyoruz işte birkaç çocuk oyuncağıyla bizi oyalıyorlar.

Bakın bu da ülkemden vandalizm manzaraları:



Attıkları molotof sonucu yanan toma. Molotof sonucu yanmadı diyen varsa da videonun sonuna dikkat etmeli. Diğer toma yanan tomayı söndürmeye çalışırken sağ taraftaki vandallar su sıkan tomaya bir şeyler fırlatıyorlar. Tomayı söndüren tomaya niye bir şey fırlatırsın? Savaşta bile bir süreliğine ölüleri toplamak için iki taraf da durur. Bu vandallarda ise durmak yok yola devam.

Bazı rivayetlere göre de polis tomayı kendi yakmış. Cool story bro.
Söndüren tomayı kim yakıyor peki? 1:30'a dikkat.

Yanan bir araç. Aaa, hiç önemli değil. Alıştık bu manzaralara n'olacak.

Yine aynı küfürler, bir komiklikler falan. Elde edilen nedir peki? Artık gaz sıkmıyorlar mı? Park kurtarıldı mı? Halk hak ettiği karşılığı aldı mı? Fakirlerin yüzü güldü mü? İşte bunlar cevapsız sorulardır.
 
 Vandallar her yerde.

Ne zulümü gördüysen anlat. Bir günde verilen 32 şehit? Batman'da öldürülen 8 aylık hamile kadın ve kızı? Kime neyi anlatıyorsam...

Yukarıda Ankara başsavcılığıyla ilgili verdiğim haberi hatırlayın. MLKP koyduk mu? diye soruyor. Şimdi anladınız mı acaba? Gezi Parkı olaylarının iç yüzü işte tam bu araçta yatıyor. Bu kanıt yetmez mi?


Bu yazı her şeyi anlatıyor. Halk içindi ya her şey, hangi halk anladınız mı? Pkk ve Kck'nın halkı kimdir? Ben pkklı değilim şu halde halktan değilim sanırım. Üstte de Kürtçe "direnmek yaşamaktır" yazıyor. Demek ki kimler direniyormuş? Pkkli Kürtler direniyormuş, ağaç nöbetçileri değil.


"Pkk - Kck" ve yine koyduk mu yazısı. Hep de örgüt ismine tesadüf koyduk mu yazısı. Kaosla bize getirdikleri zarardan bahsediyorlar.

Tüm bu vandalizmden, vatan bütünlüğünü gözeten Kürtleri tenzih ederim. Kürt olmak başka pkklı olmak başka.

Ben tüm bu saydığım vandalizmi sıradan halkın yaptığına inanmıyorum. Tüm bu örgütlerin bilinçli olarak gezi parkı nöbetini kendi direnişlerine çevirdiklerini gösteriyorum. Sonra çıkıp da "siz DHKP-C'yi niye bu kadar büyütüyorsunuz? Ne yapabilirler ki?" diyenin de aklına şaşarım. Bir avuç pkklı neydi ki Türkiye şimdi onlarla masaya oturuyor? Hem zaten bu örgütlerin hepsi Kck'da birleşir, Kck'nın uzantıları işte. Çoğu insan bunu bilmez.

Sürekli olarak gezi'ye erzak geliyor. Nereden geliyor bu değirmenin suyu? Sürekli bir canlılık kazandırmak için halkı meydanlarda tutmaya çalışıyorlar.

Tabii direniş cephelerinden birisi olan Redhack de bu canlılığı sürekli tazelemek adına ne yapılması gerektiğini biliyor. Hani ilk başta çadırlarında ve çimlerde kitap okuyacak kadar masumdu bu insanlar? İşte o masum kısım gerçek halk, ki Redhack onlara "dümbük" diye hitap etmeyi tercih ediyor.

Direniş ruhunu bilenlerin ise devrimcilerin olduğunu söylüyor. Devrimciler ise DHKP-C, MLKP vs. gibi örgütler oluyor. Yani yasadışı terör örgütleri. Şimdi bir yerlere vardık sanırım.

Twitter'da #flamasızgezi olarak başlatılan kampanyaya da birçok kişi tepkili. Gezi, apolitize edilmemeliymiş. Ağaçları siyasi propagandayla mı kurtaracaksınız?
Kısacası Gezi Parkı direnişinin asıl amacı ne parkı korumak ne de Ak Partiyi devirmek. Onların amacı kaos oluşturmak. Böylece AKP hedef olarak gösterilip faşist ilan edilecek, halk da bu "baskıcı yönetimi"(!) yıkmaya çalışacaktı. Bu sırada da art niyet sahipleri emellerini gerçekleştirmek için fırsat bulacaklardı.

Bu hareketin tam da pkk'yla masaya oturulduğu bir dönemde çıkması biraz fazla tesadüf değil mi? Kaostan yararlanıp Kürdistan'ı kurmak isteyenler yok mu sanıyorsunuz? Pkk sadece Kürtlerin hareketi değildir. Zaten sadece Kürtlerin olsaydı bu aşamaya gelinebilir miydi? Oturduğun bölgede ayaklanma başlat bakalım nasıl başlatıyorsun? Silah desteğini ve ekonomik destekleri nereden alıyorsun?

Pkk, başlıbaşına bir siyonist harekettir. Bunu bilmeyen ise ne yerel ne de küresel siyaset hakkında konuşmasın. Çünkü asıl düşmanı bilmezsen kuklalarıyla oyalanırsın.
Mesela üstteki resmi yapan kişi Erdoğan'a sultan göndermesi yaparak onun faşist bir yönetici olduğunu iddia ediyor. Erdoğan'ın politikasına karşı olsam da Erdoğan'ın faşist olmadığını kanıtlarım. Son zamanlarda hazırlanan ortam, bak özellikle "hazırlanan" ortam sayesinde Erdoğan faşist olarak hedef gösteriliyor. Ama kendisi aksine fazla müsamahakar ve tavizci bir politika izlemiştir.

Türk bayrağının hilal'ini vampir dişi gibi göstermeleri ne demektir biliyor musun? Bunu anlayabiliyor musun? O bayrak faşizme karşı olanların da bayrağı değil mi? Neden vampir dişi oluyor o zaman? Demek burada bir İslam düşmanı var. Burada bir Türkiye düşmanı var.

 Erdoğan faşist değildir, en azından dindar bir diktası yoktur.
- Domuz etini kasaplık et statüsüne sokan,
- Zinayı suç olmaktan çıkartan,
- AB Uyum Yasaları için İmar Kanununda "cami" ifadesi çıkartarak yerine "ibadethane" ifadesi yazan,
- İsrail ile ilişkiler bozulmasın diye okullara "boykot etmeyin" talimatı veren bir partiden bahsediyoruz.

Bunların hangisi dine uygun ki? Türkiye'de ılımlı islam istediler ve bunu da akp hukümetiyle uyguladılar.


Oyunların hangi birini size anlatayım kardeşlerim?

Yine islamofobik bir söylem daha. Benim cumhuriyete bir karşıtlığım yok, peki senin dinle ne zorun var? İmamın bu işle ne alakası var?

Bu zihniyete bu fotoğraf yeter. Daha fazla bir şey söylemeye de gerek yok. Kendisini entellektüel karşısındakini de avam gören sözum ona insanlar aramızda yaşadıkları sürece bizden bir baltaya sap olmaz. Ayrım yapmadan cumhuriyetine sahip çıkamadıktan sonra imama laf atmanın anlamı yok. Zaten farklarımızdan ötürü bizi koparmaya çalışmıyorlarmış gibi bir de sen destek ver bu kaos efendilerine. Sonra kendini entellektüel zannet. Kendini özgür zanneden esirden daha esir kimse yoktur. Ve ne gariptir ki bu sözü herkes onaylar ama kimse üzerine alınmaz.

Gezi Parkı tezgahı hazırlanalı çok oldu. Bak sana bir video izleteceğim. Sıkıldığın yerde kapatabilirsin.


Saydım tam 3 kere "kimin aklına gelirdi ki" dedi. Ahaha, masum insan portresi. Yalnız oyunculara güvenmek de sakat iş. Rol kesmediğini nereden bileceksin? Ki bu video bence bununla dolu. Ve de Levent Üzümcü'nün halihazırda oynadığı Harem dizisinde de süreçle ilgili senaryo işlenmiş. Akil Adamlar bile geçiyor. Ne var, komedi dizisi ne olmuş?

Bu videonun yüklendiği tarih ise Mart ayı, yani olaylardan 3 ay önce. Ne demiştim, hazırlanan süreç.

Gelgelelim.

Gezi parkının pkk'ya dayanan yönü. Kimin provokatör ve vandal olduğunu anlamadan meşru hukümete faşist diyenler olarak hakkımızı hiçbir zaman alamayız. BDP'li milletvekili Sırrı Süreyya Önder. O da eylemlere katılmış. Önderi de Apo'dur, farkındasınız.

Apolitize edilmemesi gerektiği düşünülen bir eyleme katılıyor. Herkes devrimci ne hoş. Peki neyi deviriyoruz? Meşru hukümeti. Ha yani oylarla başa getirdiğiniz hukümeti mi? 3 tur bindirerek iktidarı tatmış hukümeti mi? Peki ne oldu, 3 sefer damgayı ampule basarken büyü altında mıydın? Özgür iradenle vermedin mi oyunu? 10 yıl sonra ne oldu da uyandın(!)?

Birileri akp'ye oy vermeni istedi, verdin. Şimdi onu kötülemeni istiyor, kötülüyorsun. Üzgünüm ama bu böyle.

Yazının başında olaylarda aldığı rolle bahsettiğim Okan Bayülgen, Sırrı Süreyya ile fotoğraf çektiriyor. Ellerde sigaralar, keyifler tavan. Ne güzel bir araya da gelmişken de bu güzel anı fotoğrafla ölümsüzleştirmek lazım. Çünkü bu çok temiz bir eylem. Adam taa ülkenin doğu yakasından gelmiş ağaçları korumak için. Onca derdini bir kenara bırakmış.


Bu fotoğrafa gelen tepkiler üzerine Okan Bayülgen:


Üst düzey pkk'lılarla bağı olduğu aşikar olan bir kişiyle arkadaşsın, ilginç. Bana arkadaşını söyle sana kim olduğunu söyleyeyim. Kurduğu cümlelerdeki garip uyumsuzluktan bahsetmeyeceğim bile.

Ortada pkk lideri Murat Karayılan ve yanında Sırrı Süreyya. Çok mutlu anlarından bir kare.

Haa bu arada ne oldu biliyor musunuz? Türkiye bu olaylarla meşgulken Türk Petrol Kanunu tasarısı meclisten geçti. Özelliştirme (ki buna düpedüz peşkeş denir) aldı başını gidiyor, geçmiş olsun.

Detaylı habere buradan ulaşabilirsin, ben ilgi çeken bazı maddeleri yazayım.

  • Yabancı şirketler petrol arayabilecek.
  • Türkiye, 18 petrol bölgesi yerine kara ve deniz diye iki bölgeden oluşacak.
  • Ruhsat süresi dolan petrol sahaları yabancı şirketlere geçebilecek.
  • Vergilerden muaf tutulacak.
  • Arama ruhsatı süresi 5-8 yıl olarak arttırılacak.
  • Ormanlarda ve askeri bölgelerde de arama yapılabilecek.
  • Vatandaşın arazisine el konulabilecek.
  • Çıkarılan petrolün sadece 8'de 1'i devlete verilecek.


Son olarak da herkese evrensel bir mesajım olacaktı. Onu da böylece vereyim.

 "...bir topluluğa olan kininiz, sizi adaletten alıkoymasın." (maide/8)